Rüya bitti, galip gelen gerçekçiliğin dayanılmaz sıkıcılığı

2009-05-19 17:27:00
schuster

Bernd Schuster'di rüyanın adı. Belki de üzerindeki Barça formasıydı daha bir süslüyen bu rüyayı.

 

Nereden başlamalı söze? Galiba şuradan.

 

Bu sene yaşanan bir dizi olumsuzluktan ders almış izlenimi veren Galatasaray Spor Kulübü yönetimi, oldukça “romantik devrimci” bir yola girmeyi düşünmüştü futbol yönetiminde. Ancak devrimciliğin romantik yönü kısa sürdü. Artık “Galatasaray gerçeklerine” uyumlulaştırılmış bir plan var ortada.

 

 

 

Romantik devrimcilik neydi onu saptayalım ilk planda. Öncelikle futbol şubesinde köklü dönüşümleri gerçekleştirmekti. Gevşek bağlarla birbirine bağlı, her birinin özerk bölgeleri bulunan çoklu yönetici yapısından uzaklaşıp, merkezi yönetim esprisine sahip bir teknik direktör cennetine dönüştürmekti Florya’yı. Takımın fiili sportif direktörlüğüne ise usta bir futbol işçisini getirmekti.

 

Adlarını koyacak olursak, futbol şubesinde Adnan Sezgin’i yetkisizleştirmekti romantik devrimciliğin ilk adımı. Buna ek olarak Haldun Üstünel’in sorumluluğunu sadece ve sadece dış ilişkilerle, yani transferlerle sınırlamaktı. Bir de Murat Yalçındağ’ın görev tanımını Florya dışına taşımak. Başka bir deyişle, Florya’daki gevşek demokrasinin temeli olan triumvira yönetimine son vermekti. Eski triumviranın bütün yetkileri ise tek bir teknik direktörde toplanacaktı, o da Bernd Schuster olacaktı. Schuster’e de Kalli danışmanlık yapacaktı.

 

Bu planın romantik yönü, Florya’nın yönetimini tek başına üstlenecek yeni teknik direktördü açıkçası. Evet, şimdi de yeni bir düzen kurulacak Florya’da, ancak bunu Schuster yapmayacak. Hatta daha da ileri gidip Kalli’yle de yolların bu ay sonunda ayrılacağını söyleyelim. Florya’da yine önemli bir teknik direktör olacak. Yönetime göre daha az riskli, daha gerçekçi, doğrudan sonuca odaklı. Bu teknik direktör adayıyla iki gün sonrasına randevu alındı.

 

Aslında yeni teknik direktör de Schuster kadar maliyetli olmasa da çok ucuz değil. Ancak her zaman için futbol hinterlandı Shuster ve Kalli’ye oranla oldukça geniş ve çok uygun koşula transfer edilebilen yeni yıldız adaylarını keşfetmesiyle tanınıyor. Bir diğer önemli özelliği de oturttuğu sistemi sadece kendisinin çalıştırabilmesi. Çünkü sadece sistem kurmakla kalmıyor, aynı zamanda elini kime sürdüyse pırlanta haline getiren büyük de motivatör. Bu anlamda yeni transferler ve takımdan kimlerin gidip kimlerin kalacağına da anlaşılması durumunda yeni teknik direktör karar verecek.

 

Özetle. Amerikan öykülerindeki gibi durum. Bir iyi, bir kötü haber var. Kötüden başlayacak olursak, Schuster gelmiyor. İyi haber ise Galatasaray’da gevşek demokrasiye dayalı triumvira bitiyor. Kuvvetli teknik direktör günleri başlıyor. Ancak bu Schuster olmayacak.

Yazar: gayin-sin.net

233
0
0
Yorum Yaz
Ödev Ödev