Türk Eğitim-Sen’in yaptığı bir araştırmaya göre Türkiye’de kamu çalışanları içinde en az ücret alan kesimin Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde çalışan memurlar olduğu ortaya çıktı.

Türk Eğitim-Sen’in yaptığı yazılı açıklamada, diğer kurumlarda görev yapan memurların maaş ve ek ödemeleri yeterli olmasa da Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki memurlara oranla daha iyi durumda olduklarını söyledi.

Birçok kurumda, çalışanlar kurum tazminatı aldığı halde, Milli Eğitimde çalışan memurların kurum tazminatı alamadıklarını belirten Bostan, sözlerine şöyle devam etti:

“Türkiye’de kamu çalışanları içinde en az maaş alan kesim, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde çalışan memurlardır. Yüksek Öğretim Kurulu Başkanı bırakın memurları, öğretim elemanlarının sıkıntılarının giderilmesi için bile uğraşmıyor.

Milli Eğitim Bakanı ise, eğitimcilerin hiçbir sorunuyla ilgilenmediği gibi, onların mevcut kazanılmış haklarını geri almak için altı seneden beri çabalıyor. Onları ‘kapıkulu’ olarak görüyor. Nitekim ülke genelindeki idareci kadrosunun yarısını vekaletle yürütüyor.”

Türk Eğitim Sen’in yaptığı ankete göre öğretmenlerin büyük bölümünün ücret yetersizliği nedeniyle ek iş yaptığı, bir kısmının bunalımda olduğu hatta intiharı düşünen öğretmenlerin bile olduğu anlaşıldı.

Yorum:

Daha önceki yazılarımızda da defalarca dile getirmemize rağmen öğretmenlerin ekonomik sorunları çözülmemiş aksine daha da kötüye gitmiştir. İlk defa AKP hükümeti döneminde hazineden en büyük payı eğitim almıştır. Ne var ki bu paydan öğretmenler kesinlikle yararlanamamıştır. Öğretmenler toplumdaki eski saygınlığını yitirmiş, kendilerini eğitime, öğrencilerine veremez hale gelmiştir. Hayatın gerçekleri ile idealizm çatışmış ve maalesef hayatın gerçekleri üstün gelmiştir. Artık öğretmenler odasındaki sohbetlerin yerini eğitim sorunları değil ekonomik sorunlar almıştır.

Çözüm üretmek yerine “Çalışan biri ile evlensinler”, “Bunu bulamayanlar da var.” gibi akıllara zarar açıklamalar ile sorun geçiştirilmeye çalışılmıştır. Bu zihniyet ile öğretmenlerin sorunlarının çözülemeyeceği kesinlikle anlaşılmıştır. Sorun ekonomk olmaktan öte anlayış, düşünüş ve zihniyet meselesidir.
Eğitimdeki lokomotifin öğretmen olduğu ne zaman anlaşılırsa sorun da o zaman çözülücektir.

Öğretmenler kendilerini tüm benliği ile eğitime veremediği sürece yapılan binlerce derslik de, alınan on binlerce bilgisayar da boşunadır. Göz boyamak değil de gerçekten eğitimdeki kalite artırılmak isteniyorsa işe öğretmenlerin ekonomk sorunları çözülerek başlanmalıdır. Aksi takdirde yapılan her şey bir yama olmaktan öteye gidemeyecektir.

Yusuf Kenan DURMUŞOĞLU