KAŞGARLI MAHMUD’UN HAYATI ESERLERİ KAŞGARLI MAHMUT HAKKIND

KAŞGARLI MAHMUD’UN HAYATI

Kaşgarlı Mahmud’un hayatı hakkındaki bilgilerimiz eserinin önsözünde belirttiklerinden öteye geçemiyor. Babası ve dedesi Barsganlı olmasına rağmen Mahmud Kaşgar’da doğmuştur. Babasının buraya daha sonraları göç ettiği anlaşılıyor. Onun ne zaman doğup, ne zaman öldüğü ise kesin olarak belli değildir. Bununla beraber bazı varsayımlar yaparak; mesela eserin yazılış ve halifeye sunuluş tarihini esas alarak (464-466/1072-1074) onun 11. yüzyılın birinci yarısında dünyaya gelip, ikinci yarısında vefat ettiğini söyleyebiliriz. Ama bu bir varsayım olmaktan öteye geçemez. Eserinin önsözünde belirttiğine göre adının Mahmud, babasının adının Hüseyin, dedesinin adının ise Mehmed olduğunu anlıyoruz.Yine eserinde belirttiğine göre soylu bir aileden gelmekte, iyi silah kullanmakta ve dilin gramerini iyi bilmektedir. Sözlerinden öyle anlaşılıyor ki, eserini yazmak için iyi bir hazırlık devresi geçirmiş ondan sonra eserini yazmaya başlamıştır.
Onun böyle bir eser yazdığına bakılırsa; iyi bir eğitim aldığı, Arapça’yı ve Türkçe’yi en ince detaylarına kadar -bir sözlük yazabilecek kadar- bildiği söylenebilir.
Kaşgarlı Mahmud’un ne zaman ve nerede öldüğü kesin olarak bilinmemektedir.


ESERLERİ


Kaşgarlının günümüze kadar ulaşan eserinin adı Divânü Lügâti’t-Türk’tür. O, bir eseri daha olduğunu divanında söylemekle beraber bu eser henüz bulunamamıştır. Bulunamayan bu eserin adı Kitâbı Cevâhir el-Nahvi fî Lügâti’t-Türk’tür. Kaşgarlı Divânü Lügâti’t-Türk’ü yazış amacını eserinin önsözünde şöyle belirtiyor: “Türk dili ile Arap dilinin at başı beraber yürüdükleri bilinsin diye...” yani o eserini yabancılara, özellikle de Araplar’a Türkçe’nin üstün bir dil olduğunu ve diğer dillerle yarışabilecek seviyede olduğunu belirtmek için yazmıştır. Eserini yazmak için Türklerin bir çok şehrini gezmiş, dolaşmış ve birçok not aldıktan sonra eserini yazmaya koyulmuştur. İyi bir hazırlanma ve çalışma neticesinde ortaya çıkan bu eser bize XI. yüzyıldaki Türklerin tarihi, coğrafyası, kültürü, folkloru, yaşayışı, edebiyatı, belli başlı yerleri, belli başlı kişileri, günlük hayatta sık sık kullanılan kelimeleri vb. birçok özelliğini yansıtmaktadır. Bu yönüyle eser, Türk tarihinde bir “hazine” sayılmaktadır. Yazar, yukarıda saydığımız özellikleri lügatine seçmiş olduğu kelimeleri örneklerken kullanmıştır ve bunda da çok başarılı olmuştur. Normalde eser bir sözlük olmasına rağmen seçtiği örneklere baktığımızda gerek savlar (atasözleri), sagular (ağıt), beyitler, çeşitli şiir parçaları, deyimler ve gerekse de çeşitli yer adlarına ve kişi adlarına rastlamaktayız.
Bizim konumuz divanda geçen savlar, halk edebiyatı unsurları, beyitler ve çeşitli şiirlerdir. Kaşgarlı lügatine almış olduğu sözcükleri açıkladıktan sonra onları daha anlaşılır kılabilmek için sözcükleri cümle içerisinde örnekleme yoluna gitmiştir. Bu yola başvurduğunda ise örnek olarak da sıradan cümleler değil, o zaman halk arasında kullanılmakta olan savlar (atasözü), sagular (ağıt), destanlar, beyitler, dörtlükler, koşuklar, deyimler veya çeşitli edebî cümleleri almıştır. Bu yolla sözcüklerin daha kolay anlaşılmasını ve aynı zamanda akılda daha çok kalmasını sağlamıştır.

SONUÇ

Elimizdeki bu eser yabancılara özellikle de Araplar’a Türkçeyi öğretmek için yazılmıştır. Kimi dilcilerimize göre de bu eser şuurlu bir milliyetçi olan ve Türk dilinin zenginliğini bilen Kaşgarlı’nın onun bu özelliğini başkalarına da anlatmak istemesidir. Her ne amaçla yazılmış olursa olsun bu eser Türk dil ve kültür tarihimizin bir “hazinesi” konumundadır. Görünüşte bir gramer kitabı olan Divânü Lügâti’t-Türk içerik olarak çok zengindir. Divanda o zamanki Türk dünyasının dili, kültürü, folkloru, tarihi, coğrafyası, vb. özelliklerin verilmiş olması onu daha da önemli kılmaktadır. Eseri asıl önemli kılan da budur zaten. Bu eser aynı zamanda Türk dilinin ilk Türkçe sözlüğü olmasıyla da önemlidir. Eserin tanıtımı daha iyi yapılmalı ilköğretimde, ortaöğretimde ve yükseköğretimde öğrencilerin kapasitelerine göre yavaş yavaş verilmeli, bu kültür hazinemiz herkese öğretilmelidir

Yukarıda belirttiğimiz türleri örneklendirerek konumuzu sonlandırmak istiyoruz. Eserde geçen sav, sagu, koşuk, destan parçalarından ve deyimlerden bazıları şunlardır.
Her dörtlüğün altında kalın yazılarla türkçesi verilmiştir.

SAGU (Alp Er Tonga Mersiyesi)

Alp Er Tonga öldi mü
Issız ajun kaldı mu
Ödlek öçin aldı mu
Emdi yürek yırtılur
Yiğit Er Tonga öldü mü?
Fâni dünya kaldı mı?
Zaman öcünü aldı mı?
Şimdi yürek yırtılır.

Uluşıp eren börleyü
Yırtın yaka ırlayu
Sıkrıp üni yurlayı
Sığtap közi örtilür
Erenler tıpkı kurt gibi uluşuyorlar
Yaka yırtarcasına bağrışıyorlar
Seslerinin tüm kuvvetleriyle haykırarak
Gözleri örtülünceye kadar ağlıyorlar
Bardı közüm yarukı
Aldı özüm konukı
Kandı erinç kanıkı
Emdi udın udgarur
Gözümün feri söndü
Onunla birlikte ruhum da gitti
Şimdi o kim bilsin nerelerdedir
Şimdi o, uykudan uyandırıyor.

DESTAN (Uygurlara Karşı Bir Savaş destanından)

Kemi içre olturup
Ila suvın keçtimiz
Uygur tapa başlanup
Mınglak ilin açtımız
Gemi içerisinde oturarak
Ila suyunu geçtik
Uygurlara karşı durmakla
Mınglak ilini fethettik

Ağdı kızıl bayrak
Toğdı kara toprak
Yetişü kelip oğrak
Tokışıp anın geçtimiz
Kızıl bayrak yükseldi
Kara toprak canlandı
Oğrak binicileri de yetişip
Savaşa tutuşarak geciktik

KOŞUK


Keldü esin esneyü
Kadka tükel osnayu
Kirdi bodun kasnayu
Kar bulut kükreşür

Kara buz kamu erüşdi
Taglar suvı akışdı
Kökşin bulıt örüşdi
Kayguk bolıp ögrişür

Tümen çiçek tizildi
Bükünden ol yazıldı
Üküş atıp özeldi
Yirde kopa adrışur

Günümüz Türkçesiyle:

Rüzgar eserek geldi
Kar tipisine benziyordu
Halk titreyerek (evlere)girdi
Kara bulutlar gürlüyor

Karlar ve buzlar hep eridi
Dağların suyu (seller halinde) aktı
Mavimtırak bulutlar belirdi

(Bunlar, deniz üstündeki) kayıklar gibi (Havada sallanıp duruyor)

SAVLAR


1. Aç ne yimes, tok ne times.
2. Alın arslan tutar, küçin sıçgan tutmas.
3. Bir karga birle kış kelmes.
4. Böri koşnısın yimes.
5. Ermegüke bulıt yük bolır.
6. Efdeki buzagı öküz bolmas.
7. İt ısırmaz, at tepmes time.
8. Tag taga kavuşmas, kiş kişike kavuşur.
9. Yılan kendi egrisin bilmes, tefi boynın eğri tir.
10. Kanıg kan bile yumas.

Günümüz Türkçesiyle:
1. Aç ne yemez, tok ne demez.
2. Al (Hile) ile aslan tutulur, güç ile sıçan tutulmaz.
3. Bir karga ile kış gelmez.
4. Kurt komşusunu yemez.
5. Tembele bulut yük olur.
6. Evdeki buzağı öküz olmaz.
7. İt ısırmaz, at tepmez deme.
8. Dağ dağa kavuşmaz, kişi kişiye kavuşur.
9. Yılan kendi eğrisini bilmez, deve boynun eğri der.
10. Kanı kanla yıkamazlar

ProEd Edebiyat Programının Beta Sürümü Yayınlandı.


Öss'ye çalışan tüm öğrenciler için kapsamlı bir kaynak niteliğinde olan ProEd ile artık edebiyat netleriniz daha yüksek olacak!

 ProEd ile özet olarak yapabilecekleriniz ve programın ana özellikleri:


  1. 17 Dönemde (Batı Edebiyatı ve Türkiye Dışı Türk Edebiyatı dahil) 190 sanatçıdan 1200 den fazla eser!
  2. Manuel olarak eser eklenebilme veyahut eserleri düzenleyebilme imkanı.
  3. İster rastgele ister manuel olarak tüm dönemlerden test oluşturabilme imkanı.
  4. Destan bölümünde, öss'de çıkan 3 ana soru tipi ile test oluşturabilme imkanı.
  5. Kütüphane bölümünde, tüm eserlere aynı anda ulaşabilme imkanı.
  6. Ayrıntılı istatistik bölümü.
Ve daha birsürü ekstra özellik.

 ProEd ile kendinizi ÖSS'nin edebiyat bölümüne günde 5 dakika ayırarak hazırlayabilirsiniz..!(Program yapımcısı biraz abartmış sanırım :))



PRATİK EDEBİYAT BİLGİLERİ 1 (125 Madde)

PRATİK EDEBİYAT BİLGİLERİ


1.       Sagu-ağıt-mersiye konu yönüyle ortaktır. Mersiye ölçü yönünden farklıdır.
2.       Koşuk, sagu ve destan İslamiyet öncesi dönemde, dörtlükler biçiminde, hece ölçüsüyle ve genellikle yarım uyak kullanılarak söylenmiştir.
3.       Yapay destanlar, doğal destan sürecinden geçmeyen yazarı bilinen destanlardır.
4.       Orhun (Göktürk) Yazıtları 8.yy. da Orhun Irmağı kıyısında dikilen, yazılı edebiyatımızın ilk ürünleridir.
5.       Kutadgu Bilig, siyasetname olup, Yusuf Has Hacib tarafından yazılan, didaktik özellikler taşıyan alegorik bir eserdir.
6.       Atabetü’l-Hakayık (Edip Ahmet), Divan-ı Hikmet (Ahmet Yesevi) tasavvufî eserlerdir.
7.       Dede Korkut Hikayeleri, Oğuzların savaşlarını anlatan, destan devrinden halk hikayeciliğine geçişin ürünü olan, on iki hikayeden oluşan anonim ürünlerdir.
8.       Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli 13.yy. da yaşayıp insanlık sevgisini anlatan tasavvufçulardır.
9.       Risaletü’n-Nushiye (Yunus Emre), Divan-ı Kebir (Mevlana), Makalat (Hacı Bektaş-ı Veli) tasavvufu anlatan eserlerdir.
10.   İlahi (nefes-deme), şathiye, nutuk, devriye tasavvuf şiirinin dörtlükle oluşan türleridir.
11.   Koşma, semai, varsağı, destan aşık edebiyatı ürünleridir. Dörtlüklerle ve hece ölçüsüyle yazılırlar. Koşma, işlediği konulara göre koçaklama, güzelleme, taşlama, ağıt dörde ayrılır.
12.   Kaygusuz Abdal ve Pir Sultan Abdal tasavvufu farklı yorumlayan kişilerdir.
13.   Karacaoğlan, Emrah, Aşık Veysel güzelleme; Dadaloğlu, Köroğlu koçaklama türünde eserler vermişlerdir.
14.   Seyranî (kişsel), Dertli (toplumsal) taşlama örnekleri vermişlerdir.
15.   Mani, “aaxa” uyak düzeninde, 7’li hece ölçüsü ve tek dörtlük oluşu nedeniyle anonim edebiyatın en yaygın nazım biçimidir. Divan şiirindeki rubai ve tuyuğla ortak özelliklere sahiptir.
16.   Olağanüstülük, kahramanlarının soylu kişilerinden oluşması, abartılı anlatım destanla masalın ortak özellikleridir. Destan milli, masal çoğunlukla evrenseldir. Destan konusunu tarihi bir gerçekten alır, masal tamamıyla hayal ürünüdür.
17.   Gazel 5-15, kaside 33-99 beyit ve “aa xa xa xa…” uyak düzeniyle, mesnevi ise beyit sayısında sınırlama olmaksızın “aa bb cc dd …” uyak düzeniyle yazılır.
18.   Şarkı ve tuyuğ Türk edebiyatına özgü nazım şekilleridir.
19.   Rubai, tuyuğ, murabba dörtlüklerle oluşturulan divan şiiri nazım türleridir.
20.   Felsefî ve dinî konuların işlendiği “terkib-i bend” de vasıta beyiti devamlı değişir. “Terci-i bend”de vasıta beyiti aynı kalır.
21.   Gazel ve kasidede ilk beyite matla, son beyite makta, şairin adının geçtiği beyite mahlas beyiti veya taç beyit denir.
22.   Dize sonlarındaki uyaktan başka şiirin ortasında da uyak bulunursa buna musammat gazel veya musammat kaside denir.
23.   Münacat, naat, h,c,v divan şiirinde şiirin konularına göre aldığı isimlerdir.
24.   Divan edebiyatında şairler hakkında bilgi veren eserlere tezkire, halk edebiyatında cönk adı verilir.
25.   Mecalisi’n-Nafais (Ali Şir Nevai) ilk şairler tezkiresidir.
26.   Harname (Şeyhi), 15.yy.da yazılmış hiciv türünde bir mesnevidir.
27.   Şikayetname, Fuzuli’nin maaşını alamadığı için yazdığı mektup türündeki eseridir.
28.   Nefi, 17.yy.da hiciv örneği “Siham-ı Kaza”; nabi, aynı yüzyılda yazdığı, didaktik eser olan “Hayriyye” ile tanınır.
29.   Nedim ve Şeyh Galib hece ile de yazan divan şairleridir.
30.   Katip Çelebi “Cihannüma” (coğrafya), Keşfü’z-Zünun; Evliya Çelebi, Seyahatnme; Naima, “Naima Tarihi” adlı eserleri yazan Divan edebiyatının nesir ustalarıdır.
31.   Takvim-i Vakayi (ilk resmî gazete), Ceride-i Havadis (ilk yarı resmî gazete), Tercüman-ı Ahval (ilk özel gazete), Şair Evlenmesi-şinasi (İlk tiyatro), Telemak-Yusuf kamil Paşa (ilk çeviri roman ), Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat-Şemsettin Sami (ilk yerli roman), İntibah-Namık Kemal (ilk edebi roman), Cezmi-Namık Kemal (ilk tarihi roman), Araba Sevdası-R. Mahmud Ekrem (ilk realist roman), Karabibik-Nabizade Nazım (köy konulu ilk eser), letaif-i Rivayet-Ahmet Mithat (ilk öykü), Eylül-mehmet Rauf (ilk psikolojik roman), Mai ve Siyah-H. Ziya Uşaklıgil ( Batılı anlamda ilk realist roman).
32.   Tanzimat romanında yanlış batılılaşma ve cariyelik en yaygın konulardır.
33.   Tanzimat şiirinde divan şiiri biçimleri kullanılmış, içerik değişmiştir.
34.   Namık Kemal hem tiyatro hem roman yazmış; ancak onu asıl tanıtan vatan temalı şiirleridir.
35.   Tahrib-i Harabat ve Takib, Namık Kemal’in Ziya Paşa için yazdığı eleştirilerdir.
36.   Ahmet Vefik Paşa, Moliere’den Cimri, Hastalık Hastası, Kibarlık Budalası gibi tiyatroları çevirmiştir.
37.   Ahmet Mithat Efendi’nin halka okuma zevkini aşılama düşüncesini Hüseyin rahmi ve Halide Edep de sürdürmüştür.
38.   Edebiyatımızın ünlü sözlükleri; Divan-ü Lugati’t-Türk, Muhakemetü’l-Lugateyn, Lehçe-i Osman ve Kamus-ı Türkî’dir.
39.   Tanzimat edebiyatı ikinci döneminde “sanat sanat için” anlayışına dönülerek, Servet-i Fünun edebiyatına hazırlık yapılır.
40.   R. Mahmut Ekrem “Güzel olan her şey şiire girebilir.” diyerek Muallim Naci ile kafiye tartışmasını başlatır.
41.   A. Hamit Tarhan, Namık Kemal’in tiyatro anlayışının tersini savunur. Tiyatro tekniği iyi olmadığı için yazdığı tiyatrolar sahnelenemez.
42.   Edebiyatımızda ölüm temasıyla meşhur şairler; Abdülhak Hamit, Cahit Sıtkı, Yahya Kemal’dir.
43.   Servet-i Fünuncular beyit anlayışını kırarak nazımı nesre yaklaştırırlar.
44.   Servet-i Fünun’da romanlar realizm ve natüralizmden; şiirler ise sembolizm ve parnasizmden etkilenir.
45.     Servet-i Fünun romanı, çevre olarak İstanbul’u, karakter olarak aydınları seçer.
46.   Tevfik Fikret, sanatının ikinci döneminde sanatı toplumun hizmetine sunar, hece ölçüsüyle yazdığı şiir kitabının ismi Şermin’dir.
47.   “Sis”, Tevfik Fikret’in İstanbul’a hakaretlerle dolu şiiridir.
48.   Cenab Şahabettin, parnasizm ve sembolizmden etkilenmiş, bir şiirde birden çok aruz kalıbı kullanmıştır.
49.   H. Ziya Uşaklıgil, Balzac, Stendhal, flaubert gibi realist yazarlardan etkilenmiş; Batılı anlamda ilk realist roman Mai ve Siyah’ı yazmıştır.
50.   H. Ziya’nın anı türündeki eserleri Kırk Yıl, Saray ve Ötesi’dir.
51.   Hüseyin Cahit Yalçın, “Edebiyat ve Hukuk” adlı makalesiyle Servet-i Fünun dergisinin kapanmasına neden olmuştur.
52.   Sürgüne gönderilen başlıca sanatçılar; Namık Kemal, H. Cahit Yalçın, Süleyman Nazif, Ziya Gkalp, şair Eşref, refik Halit Karay’dır.
53.   Süleyman Nazif ve Ahmet Hikmet Müftüoğlu dil yönüyle –sırasıyla- Tanzimat ve Milli Edebiyata bağlıdırlar.
54.   Şık, Şıpsevdi, Mürebbiye, Metres, Kaynanam Nasıl Kudurdu Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanlarıdır.
55.   Ahmet Rasim, İstanbul’un günlük yaşantısını sade bir dille anlatan bağımsız yazarlardandır.
56.   Fecr-i Ati, Servet-i Fünun’u eleştirmesine rağmen onun “Sanat kişseldir.” anlayışını devam ettirmiştir.
57.   Milli Edebiyat, “Genç Kalemler” dergisinde yayımlanan “Yeni Lisan” adlı makaleyle 1911 yılında başlar.
58.   Milli Edebiyat bir yönüyle halk edebiyatına dönüşür.
59.   Ömer Seyfettin, mili ve tarihî konulu öyküleriyle tanınan yazardır.
60.   Edebiyatımızdaki ünlü öykücüler; H. Cahit Yalçın, Ömer Seyfettin, M. Şevket Esendal, Sait Faik Abasıyanık, Haldun Taner’dir.
61.   Ziya Gökalp, Türkçülüğün felsefesini yapmış, Milli Edebiyata düşünce yönüyle katkıda bulunmuştur.
62.   Kızıl Elma, Yeni Hayat, Altın Işık Ziya Gökalp’in şiir kitaplarıdır.
63.   Özel isimle anılan şairler; Sultanü’ş-Şuara (Şairler Sultanı)-Baki, Vatan Şairi- Namık Kemal, Şairi-i Azam-Abdülhak Hamit Tarhan, Bayrak Şairi-Arif Nihat Asya, Türk Şairi-Mehmet Emin Yurdakul…
64.   Türk edebiyatının tarihini bilimsel açıdan işleyen Mehmet Fuat Köprülüdür.
65.   Edebiyat tarihi yazarları; M. Fuat Köprülü, Ahmet Hamdi Tanpınar, Ali Canip Yöntem’dir.
66.   Halide Edip Adıvar, İngiliz edebiyatından etkilenir. Ateşten Gömlek, Vurun Kahpeye ( Kuruluş Şavaşı’nı işler); Sinekli Bakkal, Tatarcık (toplumsal konuları işler), Mor Salkımlı Sokak (hatıra) bazı eserleridir.
67.   Y. Kadri Karaosmanoğlu, Tanzimat’la Atatürk Türkiye’si arasındaki dönem ve kuşakların geçirdiği sosyal değişiklikleri ve bunalımları işler. Tezli roman türünün ustasıdır. Kiralı Konak ( kuşak çatısması), Sodom ve Gomore (işgal altındaki İstanbul’un olumsuz yanları), Yaban (Kurtuluş Savaşı ve köylü aydın uçurumunu işler), Ankara ( Cumhuriyet’ten sonraki Ankara’nın üç dönemi) Nur Baba ( Bektaşi tekkeleri) belli başlı eserleridir.
68.   Reşat Nuri Güntekin’in romanlarında yoğun bir Anadolu atmosferi vardır. Dili sade, karakterleri halktandır.
69.   Refik Halit Karay, sürgünde yazdığı Anadolu konulu eserleriyle tanınır. Sürgün, Yezidin Kızı, Bugünün Saraylısı (roman), Kirpinin Dedikleri, Memleket Hikayeleri, Gurbet Hikayeleri bazı eserleridir.
70.   Beş Hececiler Milli Edebiyatın devamı sayılır. Faruk Nafiz Çamlıbel, Enis Behiç Koryürek, Halit Fahri Ozansoy, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç bu akımın şairleridir.
71.   Faruk nafiz Çamlıbel, aruzla da yazmıştır. Çoban Çeşmesi, Han Duvarları adlı şiirleri ünlüdür.
72.   M. Akif Ersoy lirik-didaktik özellikteki şiirleriyle tanınır. Manzum hikayecilikte ustadır. Safahat (yedi bölüm) ünlü eseridir.
73.   Ahmet Haşim sembolist şairdir. Şeiirlerinde anlam kapalı, düzyazılarında dili yalındır. Bütün şiirlerini aruzla yazmış, Fecr-i Ati’den sonra bağımsız olarak sanat anlayışını devam ettirmiştir. Bazı eserleri; Piraye, Göl Saatleri, Gurabhane-i Laklakan…
74.   Yahya Kemal Beyatlı divan şiirine yeni yorum getirmiş, eski nazım biçimleriyle Batılı şiirler yazmıştır. Şiirlerinde sonsuzluğa erişme düşüncesi vardır. “Ok” şiirinin dışındaki bütün şiirlerini aruzla yazmıştır. Eserleri; Kendi Gök Kubbemiz, Eski Şiirin Rüzgarıyla, Aziz İstanbul…
75.   Yedi Meşaleciler, Beş Hececileri duygusallıkla suçlamışlar; ancak kendileri de sembolizmden etkilenmişlerdir. Z. Osman Saba, Yaşar Nabi, Muammer Lütfi Bahşi, Vasfi Mahir Kocatürk, Sabri Esat Siyavuşgil, Cevdet Kudret Solok, Kenan Hulisi Koray sanatçılarıdır.
76.   Garip Akımı (I. Yeniciler) sanatsal anlatımdan, ölçü ve uyaktan kaçınmış sıradan insanların hayatlarını işlemiştir.
77.   II. Yeniciler, I. Yeni Hareketine tepki olarak ortaya çıkmışlardır. Şiirde anlam kapalılığı savunmuşlar ve sürrealizmden etkilenmişlerdir. İlhan Berk, Cemal Süreyya, Edip Cansever, Ece Ayhan bazı temsilcileridir.
78.   A. Hamdi Tanpınar, Yahya Kemal’in öğrencisidir. Şiirlerinde bilinçaltı, rüya ve zaman kavramı baskındır. Geçmişe özlem eserlerinin başlıca temasıdır. Huzur, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Beş Şehir bazı eserleridir.
79.   Ahmet Kutsi Tecer, Anadolu motiflerini işler. Dergah ve Milli Mecmua’da eserleri yayınlanır. Koçyiğit Köroğlu, Köşebaşı bazı eserleridir.
80.   Ahmet Muhip Dıranas, Fahriye Abla adlı şiiriyle meşhurdur.
81.   Cahit Sıtkı Tarancı, ölüm, yalnızlık konularını işler. En çok bilinen şiirlerinden biri Otuz Beş Yaş’tır.
82.   Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın en ünlü eserlerinden biri “Üç Şehitler Destanı”dır. Eser yapay bir destandır.
83.   Cahit Külebi: Birçok şiirinde noktalama işareti yoktur.  Çocuk şiirleriyle tanınır. “Türk Mavisi” eserlerinden bir tanesidir.
84.   Nurullah Ataç: Deneme ve eleştirileriyle anılır.Devrik cümle anlayışını başarıyla uygulamıştır. “Günlerin getirdiği, Karalama Defteri” bazı eserleridir.
85.   Gezi Yazısı Yazanlar: Evliya Çelebi (Seyahatname), Ahmet Haşim (Frankfurt Seyahatnamesi), Falih Rıfkı Atay (Yolcu Defteri), Cenap Şahabettin ( Hac Yolunda)…
86.   Psikolojik roman: Zehra (Nabizade Nazım), Eylül (Mehmet Rauf), Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Peyami Safa)
87.   Sait faik Abasıyanık: Öykülerinde Adalar’ı, İstanbul’u ve sıradan insanı işler. Durum hikayecisidir. Semaver, Sarnıç, Son Kuşlar bazı eserleridir.
88.   Necip Fazıl Kısakürek: metafizik problemleri hecenin gücüyle çok güzel anlatır. Şiir dışında tiyatro, öykü, araştırma gibi alanlarda da eserler vermiştir. Çile, Bir Adam Yaratmak bazı eserleridir.
89.   Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaçlı): Balıkçıları ve denizi işler. Bodrum’un antik çağlarındaki ismini mahlas olarak kullanır.
90.   Kemal Tahir: Roman ve hikayelerinin konusunu sistemin aksayan yönlerinden alır. Bozkırdaki Çiçek, Devlet Ana, Karılar Koğuşu, Esir Şehrin İnsanları bazı eserleridir.
91.   Bedri Rahmi Eyüboğlu; şair ve yazarlık dışında ressamdır. Karadut, Canım Anadolu bazı eserleridir.
92.   Tarık Buğra: istiklal Savaşı’nın bilinmeyen yönlerine yeni yorumlar getirdi. Küçük Ağa, Osmancık, Siyah Kehribar, yarın Diye Bir Şey Yok bazı eserleridir.
93.   Yaşar Kemal: Çukurova ve Toroslardaki efsanelere dayalı, toprak kavgalarını işleyen roman ve hikayeler yazmıştır. İnce Memed, Orta Direk, Sarı Sıcak, Teneke bazı eserleridir.
94.   Orhan Kemal: Köyden kente göç ve bu göçün son uçlarını işler. 72. Koğuş, Hanımın Çitliği bazı eserleridir.
95.   Necati Cumalı: Ege Bölgesi’ndeki köylüyü işler. Tütün Zamanı, Boş Beşik, Susuz Yaz bazı eserleridir.
96.   Cemil Meriç: Makale, deneme, eleştiri ustasıdır. Bu Ülke,Umrandan Uygarlığa, Kırk Ambar bazı eserleridir.
97.   Cengiz Aytmatov: Kırgız yazardır. Cemile, Gün Olur Asra Bedel, Selvi Boylum Al Yazmalım bazı eserleridir.
98.   Klasisizm, akıl ve sağduyuya önem verir. Latin ve Yunan kaynaklarına yönelen kuralcı, yüksek zümre edebiyatıdır. Moliere, Racine, La Fontaine klasik yazarlardandır.
99.   Romantizm, Klasisizm’e tepkidir. Kuralcılığı reddederek ulusal konulara yönelir. Zıtlıklar, ak-kara çatışması ve özellikle duygusallık ön plandadır. Victor Hugo, Goethe bazı yazarlarıdır.
100. Realizm, Romantizm’e tepkidir. Gerçekler gözleme dayalı olarak anlatılır. Balzac, Stendhal, Flaubert, Tolstoy, Dostoyevski ünlü temsilcileridir.
101. Parnasizm, realizm’in şiire yansımasıdır. Sözcüklerle manzara çizilir.
102. Sembolizm, kapalı şiir anlayışını savunan edebi akımdır.
103. Natüralizm: Aşırı gerçekçiliktir. Olayların ortaya çıkışı neden sonuç ilişkisi deneylenerek anlatılır.
104. Edebi akımların sıralanışı: Klasisizm, Romantizm, Realizm, Natüralizm(roman akımları); Parnasizm, Sembolizm, Sürrealizm (şiir akımları)
105. Dünya edebiyatının tanınmış yazar ve eserlerinden bazıları: Shakespeare (Hamlet ve Otello), Cervantes (Don Kişot), Maksim Gorki (Ana), Montaigne (Denemeler), Schiller ( Wiliam Tell), Dostoyevski (Suç ve Ceza), Tolstoy (Savaş ve Barış), Mark Twain ( Tom Sawyer’in Maceraları)
106. Klasik trajedide karakterler yüksek tabakadandır, konu mitolojiktir. Öül ve yaralanmalar sahnede gösterilmez. Üç birlik kuralı (zaman, mekan olay birliği) vardır.
107. Klasik komedide kişiler halkın içinden, konular günlük yaşamdandır. Ölüm ve yaralanmalar sahnede gösterilir. Üç birlik kuralı vardır.
108. Deneme, kişisel düşüncelerin kanıtlama amacı güdülmeden aktarıldığı; fıkra, günlük olayların sade bir dille yazıldığı; makale, tezlerin kanıtlanmaya çalışıldığı; eleştiri; bir eserin bilimsel temellere dayanılarak yorumlandığı yazın türleridir.
109. Lirik şiir, coşkuların işlendiği; epik şiir, kahramanlık konularının işlendiği; pastoral şiir, kır ve çoban yaşamının işlendiği; dramatik şiir, acıklı durumların işlendiği; satirik şiir eleştirilerin işlendiği; didaktik şiir; öğreticiliğin işlendiği şiir türleridir.
110. Redif, aynı görevli ekler ve aynı anlamlı sözcüklerdir. Uyaktan sonra gelir.
111. Nurullah Ataç, Suut Kemal Yetkin, Sebahattin Eyüboğlu, Bacon, Montaige ünlü deneme yazarlarıdır.
112. Bir sözcüğün hem gerçek hem mecaz anlamda kullanılması kinaye sanatını doğurur.
113. Hüsn-ü Talil sanatında olayın sebebi daha güzel bir nedene bağlanır.
114. Bilinen bir konunun bilinmiyormuş gibi davranılması Tecahül-i arif sanatını doğurur.
115. Sesteş sözcükler cinas sanatı yapar.
116. İntak (konuşturma) sanatının olduğu her yerde teşhis vardır.
117. Masal, evrensel; destan ulusal nitelikler taşır.
118. Seci, düzyazıdaki ses benzerliğidir.
119. Bir şairin bir şiirine aynı ölçü ve aynı uyakla yazılan şiirine nazire denir.
120. İlyada (Yunan), Kalevala(Fin), Nibelungen (Alman), Ramayana (Hint), Şehname (Fars) dünyaca tanınmış destanlardır.
121. Şarkı, tuyuğ, rubai dörtlüklerle yazılan divan şiiri nazım şekilleridir.
122. Dilinin ağır oluşu ve yüksek zümreye yönelişi Divan edebiyatı ile Servet- Fünun’un ortak özellikleridir.
123. Ağır ve sanatlı anlatım, sembollerle duyguları anlatma biçimine Sebk-i Hindi denir. Sebk-i Hindi divan edebiyatında kabul edilen bir anlayıştır.
124. Dacemeron hikayeleri (Bocecaeio) dünyanın ilk hikayeleridir.
125. Aiskhlos, Sophokles, Euripides, Aristopanes eski Yunan edebiyatının tiyatro ustalarıdır.

Şiir İnceleme Yöntemi

ŞİİR İNCELEME YÖNTEMİ

 

Not: {Şiir inceleme yöntemlerinden bazıları için (Şiir ve zihniyet, şiirde ahenk, şiir dili, şiirde yapı) bir önceki ders notundan faydalabilirsiniz.

 

Şiirde Tema:

 

Şiirde dile getirilen duygu, düşünce ve hayale “tema” denir. Şiir bir düşünce yazısı olmadığı için “tema” sözünden daha çok eserde dile getirilen duygu ve hayali anlamaıyız. Bu tema kimi zaman bir aşk, ayrılık acısı, ölüm korkusu gibi bireysel duyuşlar kimi zaman  başka insanlar için duyulan ıstırapların yer aldığı toplumsal konuları içerebilir.

 

Şiirde Gerçeklik:

 

İnsan çevresinde olup bitenleri önce algılar sonra bu algıladıklarını düşünce süzgecinden geçirir. Böylece ortaya bir gerçeklik çıkar. Bu gerçeklik kişiden kişiye değişmez. Ancak şiirde ve sanatta bunun değiştiği görülür. Şiirdeki gerçeklik somut bir anlayışla sınırlı değildir. Şiirde yaşadıklarına sezgilerini, tasarılarını ve izlenimlerini de katar. Amacı “her okuyan farklı şeyler anlasın” olan şair kelimelere yeni anlamlar yükler. İşte bu şekilde şiirde farklı bir gerçeklik ortaya çıkar. Çünkü şair gerçek olana yorumlarını katarak onu değiştirecektir.  Şiirde gerçeklik yaşananın ya da görülenin betimlenmesidir. Şiirdeki gerçeklik olumlu ve olumsuz durumları yansıtabilir.

 

Şiir ve Gelenek:

 

Geçmişte insanoğlu tarafından meydana getirilen her şey geleceğe aktarılır. Bu aktarıma genel anlamda “kültür” diyoruz.kültürün oluşmasında geçmiş dönemdeki zevk ve anlayış, görgü ve bilgi birikimi önemli rol oynar. Bunların geçmişten geleceğe aktarılması da gelenektir. Yani şiir geçmişteki şiir yazma şekillerinden etkilenir.(daha iyi anlaşılması için bu notlar içinde yer alan “metin ve gelenek” konusuna bakınız.)

 

Şiir ve Yorum:

 

Şiir okuyucunun kültürüne, anlayışına, zevkine, içinde bulunduğu duruma ve psikolojik haline göre yeni anlam değeri kazanır. Çünkü şiirler yan anlam değeri açısından güçlüdür. İşte bu yüzden okuyucu metni kendi birikimlerine, kültürüne, zevkine ve hayal gücüne göre anlamdırır ve bu anlamlandırmaya “yorum” denir. Şiiri yorumlayabilmek için; şiirin yapısal özelliklerini, dil ve üslubunu belirlemek ayrıca şairin hayatı hakkında bilgi sahibi olmak gerekir.

 

Metin ve Şair:

 

Şair ve onun ortaya koyduğu metin arasında bir ilişkinin olmaması düşünülemez. Şiirde şairin ruh halini, sanat ve zevk anlayışını, kültür birikimini ve hayat anlayışını görürüz. Yani şiirlerde şairlerin kendilerine ve dış dünyaya ait gerçeklikleri değiştirilmiş olarak görürüz.

 

Manzume ve Şiir:

 

Manzumeler genellikle didaktik amaçla yazılan vezinli(ölçülü) ve kafiyeli sözlerdir. Şiir olmadıkları halde, dizeler halinde yazılır. Ezber kolaylığı sağlandığı için bu şekil ortaya çıkmıştır. Manzumelerde şiirdeki şekil unsurları bulunmasına rağmen, derin anlam, duygu, söz sanatları ve diğer şiirsel unsurlar yoğun değildir.

Manzume düz yazıyla ifade edilirken, şiir edilemez
Manzumelerde olay örgüsü vardır, şiirde yoktur.
Manzumelerde yaşanmış ya da yaşanabilir olaylar varken, şirde duygu ve çağrışım vardır.
Manzumelerde gerçek anlam, şiirde ise çok anlamlılık vardır.

Pratik Edebiyat Bilgileri 2 (112 Madde)

1)      Halk şairlerinin şiirlerinin derlendiği esere "Cönk" denir.

•2)      Beş mesnevi yazan şaire "hamse" sahibi denir.

•3)      Divan nesri "münşeat" larda toplanırdı.

•4)      İlk tezkire Ali Şir Nevâî Mecalisü'n-Nefaisidir.

•5)      Tezkire, divan şairlerini anlatan eserlerdir.

•6)      Ali Şir Nevai'nin Leyla ile Mecnun adlı eseri vardır.

•7)      Fuzuli'nin Leyla ile Mecnun adlı bir eseri vardır.

•8)      Su Kasidesi Peygamberimizi öven bir "naat" tır.

•9)      Kutadgu Bilig, mesnevi tarzında yazılmış bir eserdir.

•10)  Bağdatlı Ruhi ve Ziya Paşa terkib-i bendleriyle ünlü-dürler.

•11)  Fuzuli'nin Şikayetnamesi bir süslü nesir örneğidir.

•12)  Kitab-ı Dede Korkut, destan geleneğinden halk öykücülü-ğüne geçiş döneminin ürünüdür.

•13)  Y. Emre, Allah ve insan sevgisini işleyen lirik bir şairdi.

•14)  Divan Edebiyatında yer yer sade söyleyişler de vardır.

•15)  Divan Edebiyatında da Halk Edebiyatında da şiirlerin  konularına göre adları yoktur, şiirler genel isimler alırlar.

•16)  Şarkı ve tüyuğ Türk edebiyatı bünyesinde ortaya çıkmış iki nazım şeklidir.

•17)  Rübai, tüyuğ ve maninin kafiye dizilişi aynıdır. (aaba)

•18)  Rübai ve tüyuğ aruzla; mani, heceyle yazılır.

•19)  Ağıt, sagu, mersiye yas temalı şiirlerdir.

•20)  Divan Edebiyatının bütün güzelliği değil parça güzelliği vardır.

•21)  Mesneviler manzum hikayeler; kasideler, bir amaç için yazılan; gazeller ise söz ustalığına dayanan şiirlerdir.

•22)  Divan edebiyatında tasavvufla ilgili terimler çokça vardır.

•23)  Redif, mısra sonlarında görev ve anlamları aynı olan seslerin, eklerin veya sözcüklerin benzerliğidir.

•24)  Kadife, mısra sonlarında görev ve anlamları ayrı olan seslerin, eklerin veya sözcüklerin benzerliğidir.

•25)  Nedim şiirlerinde günlük hayatı işlemiş, şarkılar yazmış.

•26)  Nedim tasavvufla ilgilenmemiştir.

•27)  Fuzûli tasavvufçu bir şair olmadığı halde şiirlerinin temelini Tasavvuf oluşturur

•28)  Fuzûli ve Nedim daha çok gazelleriyle tannmışlardır.

•29)  Fuzûli'nin mesnevisi vardır, Nedim'inki yoktur.

•30)  Halk hikayelerinin çoğu masal karakteri gösterir.

•31)  Kanuni'nin Mersiyesi, Baki'nin en ünlü şiiridir.

•32)  Divan şiiri, şiirsel değerleri ön plana alan ortak biçimler ve kalıplaşmış ortak kavramlar içerir.

•33)  Tekke edebiyatında şiirler insanlara tasavvufu, dini haki-katleri sunmak için yazılırdı. (Hem aruzla hem hecey-le )

•34)  Kinaye, bir sözün gerçek ve mecaz anlama gelebilecek şekilde kullanılmasıdır.

•35)  Tevriye, bir sözün iki gerçek anlama gelebilecek şekilde kullanılmasıdır.

•36)  Cinas, yazılışları aynı anlamları farklı sözlerin şiirde alt alta kullanılmasıdır.

•37)  Tanzimat romanının içine öğretici bilgiler de serpiştiril-miştir.

•38)  Tanzimat romanında cariyelik kurumu ve alafrangalık özentisi işlenmiştir.

•39)  Tanzimat romanında rastlantılara sıkça yer verilmiştir.

•40)  Hüseyin Rahmi Gürpınar sokağı edebiyata sokmuştur.

•41)  Emile Zola, Auguste Comte'un pozitif felsefesinden etkilenmiştir.

•42)  Naturalizm, realizmin daha  katı ve koyu şeklidir.

•43)  Bizde batılı anlamda roman Halit Ziya'yla başlar.

•44)  Halit Ziya edebiyatımızda realizmin öncüsü olmuştur.

•45)  Tahrib-i Harabat ve Takip, Harabat'a tepki olarak yazıl-mıştır. (İlk ikisi N. Kemal'in sonuncusu Ziya Paşanındır.)

•46)  Hüseyin Rahmi ve Ahmet Mithat geniş kitlelere seslen-mek için yazmışlardır.

•47)  Hüseyin Rahmi ve Ahmet Mithat "Toplum için sanat" görüşünü savunmuştur.

•48)  Hüseyin Rahmi ve Ahmet Mithat'ın romanlarında yer yer olayın akışını kesen açıklamalar vardır.

 

 

•49)  Karabibik edebiyatımızda realizmin başarılı bir örneğidir.

•50)  Karabibik kırsal kesim gerçeğine ilk değinen eserdir.

•51)  Karabibik'i romandan çok uzun bir hikâye saymak daha uygun olur.

•52)  1859'da Yusuf Kâmil Paşa Fenelon'dan Telemak'ı çevir-

miş, bu eser ilk manzum çeviridir.

•53)  Fikret'in Hasta Çocuk, Nesrin ve Balıkçılar'ı günlük hayat izlenimlerinden esinlenerek oluşturulmuş şiir biçi-

mindeki hikayelerdir.

•54)  Tevfik Fikret, nazmı nesre yaklaştıran, hem aruz hem heceyle yazan, aruzu Türkçeye ustalıkla uygulayan, şiirle-rinde toplumsal konulara değinen, didaktik şiirler de yazan bir sanatçıdır.

•55)  Servet-i Fünuncular batıcı, ağır bir dil kullanan, "sanat için sanat" görüşünü benimseyen, dışa açılmayan, karam-

sar kimselerdi.

•56)  Dünya edebiyatında ilk deneme ustası: Montaigne...

•57)  Haşim de Cenap Şehabettin gibi hem şiir hem de nesir alanında eserler vermiştir.

•58)  Haşim hiç heceyle yazmamıştır, Fransız sembolistlerinden etkilenmiştir.

•59)  Sembolistlerinden kapalılıktan, alaca karanlıktan, müzik-

ten, anlamı deşmemekten hoşlanırlar.

•60)  Milli Edebiyatçılar, toplumcu, sade dili savunan, milli değerlere önem veren, hece veznini savunan ve uygula-

yan, tarihi konulara ilgi duyan kimselerdir.

•61)  Vurun Kahpeye, Yaban, Ateşten Gömlek, Küçük Ağa Kurtuluş Savaşı döneminin havasını yansıtan romanları-mızdandır.

•62)  Romantizmde duygu, zıtlıklar, ak - kara çatışması, Yerli ve tarihi konulara ağırlık verme, "toplum için sanat" görüşü vardır.

•63)  Realizmde gerçekçilik, gözleme önem verme, hayalleri ve kişiselliği reddetme, saf, duru bir dil ve yapmacıklıktan uzak durma esastır.

•64)  Klasisizm: akıl, sağduyu, kuralcılık, sağlam bir dil, seçkin kahramanlar, "sanat için sanat", Yunan ve Latin kaynak-

ları, bayağılık ve basitlikten uzak durma...

•65)  Parnasizm, realizmin şiire uygulanışıdır, "sanat için sanat" görüşü hakimdir, şekil güzelliğine önem verilir, lirizm yok, gerçekçilik var. (romantizmde lirizm var)

•66)  Naturalizm: Gözlem, deney bilimsellik, iğrençlik, pislik, bayağılık, küfür, çevre tasvirleri...

•67)  Akımların çıkış sıraları: Klasisizm, romantizm, realizm, Naturalizm, Parnasizm, Sembolizm, Sürrealizm, Empres-

yonizm, Dadaizm, Exiztansiyalizm, Fütürizm

•68)  Klasisizm: Belli ölçü ve kurallara bağlılık, Romantizm: Duygusallık, Realizm: Gerçekçilik, Naturalizm: Aşırı ger-

Çekçilik, bilimsellik, Parnasizm: Şiirde gerçekçilik, Sembolizm: Kapalılık, gizlilik, Sürrealizm: Gerçeküstücü-

lük, Empresiyonizm: Varoluşçuluk, hiççilik, Fütürizm: Makinacılık, bezmişlik...

•69)  Gazete köşesinde günlük olayları derinliğine inmeden kişisel biçimde anlatan yazı, fıkra; bir eseri iyi ya da kötü yanlarıyla değerlendiren yazı, eleştiri; konuları bilimsel temellere dayandıran yazı, makale; kişisel düşünceleri içten bir biçimde dayatma düşüncesi gütmeden veren yazı, deneme; okuyucuyla konuşuyormuş gibi samimice kaleme alınan yazı sohbet; gün gün bazı olay veya durumları anla-tan yazı, günlük; Baştan geçen bir olayı anlatan yazı anı'dır.

•70)  Lirik şiir: Coşkulu, duygulu, içten şiir...Epik şiir: Kahra-manlık, yiğitlik şiiri... Pastoral şiir: Tabiat, kır, çoban, koyun-kuzu şiiri... Dramatik şiir: Acıklı, içli şiir... Didak-tik şiir: Öğretici şiir... Satirik şiir: Alaylı, hiciv veya yergi şiiri...

•71)  Mehmet Akif öğretici şiirler yazan, aruzu konuşulan dile ustalıkla uygulayan, sosyal konulara eğilen, milli heyecan ve yurt sevgisiyle dolu şairimizdir.

72)  Seci: Düzyazıdaki (nesir) ses benzerliği (kafiye)

73)   Masallar anonim, miş'li geçmiş zamanlı, eğitici amaçlı,

            olağanüstü olayları anlatan ürünlerdir.

•74)  Servet-i Fünuncular hikaye ve romanda realist ve natu-ralist; şiirde parnasist ve sembolisttirler.

•75)  Tanzimat'ın ilklerinde romantizmin etkisi görülür.

•76)  Servet-i Fünuncular hikaye, şiir, roman, fıkra, makale yazmışlardır.

•77)  Ömer Seyfettin hikayelerinin konuların, günlük hayat-taki gözlemlerinden, çocukluk anılarından ve tarihten almıştır.

•78)  Fecr-i Aticiler fazla bir yenilik getirememişler, onlara göre "Sanat kişisel ve saygıya değerdir.", bunların iki yıl kadar bir serüvenleri vardır. (Haşim önce Fecr-i Ati-ci sonra bağımsızdır.)

•79)  Servet-i Fünuncular sone ve terza rimalar denemişler-dir, aruz kullanmışlar, nazmı nesre yaklaştırmışlar (ser- best müstezat), yabancı sözcüklere yüklü ağır bir dil kullanmışlar, batılı anlamda bir çok ürün ortaya koy-

muşlar.

•80)  Divan edebiyatında parça güzelliği Tanzimat edebiya-tında bütün güzelliği; divan edebiyatında sanatçılar seçkin kişiler için şiir yazmışlar, Tanzimat edebiyatında halk için; Divan edebiyatında aruz kullanılmış, Tanzi-

mat edebiyatında aruzun yanında az da olsa hece kulla-nılmış; Divan nesrinde söz hünerleri göstermek önemli-dir, Tanzimat nesrinde ise birtakım düşünceleri halka yayma amaçlanmıştır.

81) Firdevsi'nin Şehnamesi, Homeros'un İlyada ve Odisse'si birer doğal destandır.

•81)  Tanzimatçılar eski edebiyata karşı oldukları halde şiir de eski şekilleri kullanmaktan vazgeçememişler.

•82)  Tanzimatçılar eski edebiyata karşı oldukları halde şiir de eski  şekilleri kullanmaktan vazgeçememişler.

•83)  Dilde "Yeni Lisan" adıyla edebiyata giren gurup Milli Edebiyatçılardır.

•84)  Aiskhyls, Sophokles,Aristophanes, Euripudes eski Yunan Edebiyatı tiyatro yazarlarındandır.

•85)  Tevfik Fikret "Sis" şiirinde İstanbul'u pislik içinde bir şehir  olarak anlatmıştır; Yahya Kemal bu şiire cevap olarak: "Siste Söyleyiş" şiirini yazmıştır.

•86)  Tevfik Fikret hem aruz hem de heceyle yazmıştır. Yahya Kemal sadece "Ok" şiirini heceyle yazmıştır.

•87)  Ziya Paşa, Ahmet Muhip Dranas, Faruk Nafiz Çamlı-bel'in hem hece

•88)  Pir Sultan Abdal Tekke edebiyatının coşkun (lirik) bir şairdir.

•89)  Bir ses benzerliği yarım kafiye, iki ses benzerliği ve sondaki uzun sesliler  tam kafiye, üç ve daha fazla ses benzerliği zengin kafiye... Tunç kafiye de bir çeşit zengin kafiyedir. Yazılışları aynı anlamları farklı söz-cüklerin alt alta kullanılması cinaslı kafiye... Aynı görev ve anlamdaki sözcük, yapım veya çekim ekleri: redif...

•90)  Ahmet Haşim Fecr-i Ati'cidir, Fecr-i Ati edebiyatı son bulunca bağımsız çizgide devam ediyor.

•91)  Gazelle koşma içerik yönünden birbirine benzer, şekil-ce ve vezince farklıdırlar... (Gazel aruzla, koşma heceyle yazılır.)

•92)  Karagöz, meddah ve ortaoyunu göze, kulağa seslenir, birden fazla kişiyle oynanır, güldürü ağırlıklıdır, şive taklidinden yararlanır, sözlü tiyatro örneğidirler...

•93)  Divan şairleri genellikle takma ad (mahlas) kullanırlar. Divan şiirinde nazirecilik (benzer şiir yazma) vardır. Aşık edebiyatında ustalık-çıraklık geleneği vardır...

•94)  Okun Ucundan Yakup Kadri'nin mensur (düzyazı) şiiridir. (M. Rauf'un Siyah İnciler'i de bu mensur şiirdir.)

•95)  Divan edebiyatında zengin kafiye ve göz kafiyesi var-dır. Halk edebiyatında kulak kafiyesi ve yarım kafiye...

 

•96)  Klasik komedide karakterler sıradan, konular çağdaş toplumdan, günlük yaşantıdan alınır, toplumsal çelişki-lerin gülünç yanları vurgulanarak insanı düşündürmek amaçlanır, vurma, yaralama gibi acı verici olaylar izle-yicinin gözü önünde canlandırılabilir, birbiri ardınca sürüp giden diyalog ve koro bölümleri vardır. Trajedide korku, mitolojik, tarihi konular var, korkunç, çirkin olaylar sahnede gösterilmez. Dram ikisinin ortası...

•97)  Ali Şir Nevâi hamse (beş mesnevi) sahibidir. İlk tezki-reyi (Mecalisü'n- Nefâis) yazmıştır. Dört divanı vardır. Türkçenin Farsçadan üstün ve zengin bir dil olduğunu ispatlamak için Muhakemetü'l-Lugateyn'i (iki dilin karşılaştırması) yazmıştır.

•98)  İslamiyet öncesinde koşuklar, sagular, destanlar; dört-lükler biçiminde, hece vezniyle ve yarım kafiye kullanı-

larak söylenmiştir.

•99)  Yapma destan, tabii destanların oluşum sürecinden geçmeyen, bilinen bir kişi tarafından tabii destanlara benzetilerek yazılan destanlardır.

•100)         Orhun (Göktürk) Abideleri, 720'de Vezir Tonyukuk, 732'de Kültigin, 735'te Bilge Kağan adına dikilen ve Türk tarihinin, dilinin, kültürünün, edebiyatının en ö-nemli belgeleridir.

•101)         İslamiyet öncesinde Göktürkçe ve Uygurca olmak üzere iki dil kullanılmıştır.

•102)         Aşık edebiyatında koşma, semaî , varsağı; Tasavvuf (tekke) edebiyatında: İlâhi, nefes, deme, şathiye, devri-ye, hikmet; Anonim halk edebiyatında mani, türkü, ağıt, destan, ninni, tekerleme gibi nazım şekilleri kulla-nılmıştır.

•103)         Kutadgu Bilig İslami dönem ilk eserimizdir, mesnevi biçiminde aruzla yazılmış didaktik bir siyasetnamedir, Yusuf Has Hacip yazmıştır. Eser 6645 beyitten oluşu-

yor, eserde173 de dörtlük de vardır.

•104)         Divan-ü lugüti't Türk, Araplara Türkçe öğretmek için

Kaşgarlı Mahmut tarafından yazılmış tarih, kültür, coğ-

Rafya, sanat ve edebiyatla ilgili değerli bilgiler içeren 7500 civarında kelimelik ilk lugatımızdır.

•105)         Muhakemetü'l Lugateyn, Ali Şir Nevâi tarafından 15. asırda yazılmış Türkçenin Farsçadan zengin ve geniş bir dil olduğunu ispatlamaya çalışan ikinci önemli dil ürünümüzdür.

•106)         Edip Ahmet Yükneki'nin Atabeü'l Hakayık'ı 12. asırda yazılmış mesnevi tarzında yer yer dörtlüklü bölümleri de bulunan öğretici (didaktik) bir eserdir.

•107)         Divan-ı Hikmet, Hoca Ahmet Yesevi'nin müritlerine tasavvuf hakikatlarını anlatmak için heceyle ve dörtlük-ler biçiminde yazdığı "Hikmet"lerini içeren bir 12. asır eseridir.

•108)         Dede Korkut Hikayeleri, Müslüman Oğuzların hayatını anlatan destan döneminden halk hikayeciliğine geçiş döneminde ortaya konmuş 15. asırda yazıya geçirilmiş şiir ve düzyazı içiçe on iki hikayeden oluşan anonim bir eserdir.

•109)         Dünya edebiyatının en ünlü komedi yazarı Moliere'dir. Moliere'in Gülünç Kibarlar, Kibarlık Budalası, Hasta-lık Hastası, Cimri, Tartüffe gibi eserleri vardır.

•110)         Ahmet Mithat Efendi, çok yazı yazdığı ve 200'den fazla esere imza attığı için "yazı makinası" olarak ün salmıştır. Tanzimat yazarları içinde halka en yakın, halka okuma alışkanlığı ve zevki kazandırmaya çalışan, halkın kültürünü zenginleştirmeyi, bilgisini arttırmayı kendisine amaç bilmiştir. Bu yüzden romanlarında yer yer konu dışı, teknik açıdan kusurlu sayılabilecek, bil-giler yer alır. Hüseyin Rahmi Gürpınar da Ahmet Mithat Efendi'nin yolunda giderek eserlerinde halkın değerlerini, şivesini, kültürünü yansıtan eserler yazmıştır.

•111)         Tanzimatın 1. dönem sanatçıları toplum için sanatı sa-vundukları halde 2. dönem sanatçıları kişiselliğe ağırlık veren bir çizgi izlediler. 1. dönem sanatçıların en güçlü-sü Namık Kemal, 2. dönem sanatçıların en güçlüsü Abdülhak Hamid'dir.

•112)         Edebiyatımızın en güçlü sembolisti Ahmet Haşim'dir.

<- :: Sonraki Sayfa ->

Güncel | kurumsalseo.com R10 lida fx15 pohudey zayıflama |
Sayac Kodu