Sembolizm (Simgecilik) -2010

Sembolizm (Simgecilik)

19. yüzyılın sonlarında Fransa’da ortaya çıkmış ve 20. yüzyıl edebiyatını önemli ölçüde etkilemiÅŸtir. Bireyin duygusal yaÅŸantısını dolaysız bir anlatım yerine simgelerle yüklü ve örtük bir dille anlatmayı amaçlar. Simgecilik, geleneksel Fransız ÅŸiirini hem teknik hem de tema açısından belirleyen katı kurallara bir tepki olarak baÅŸladı. Simgeciler, ÅŸiiri açıklayıcı iÅŸlevinden ve kalıplaÅŸmış bir hitabetten kurtarmayı, ÅŸiirle insanın yaÅŸantısındaki anlık ve geçici duyguları betimlemeyi amaçladı. Simgeciler, dile getirilmesi güç sezgi ve izlenimleri canlandırmaya, ÅŸairin ruhsal durumunu ve gerçekliÄŸin belirsiz ve karmaşık birliÄŸini dolaylı biçimde yansıtacak özgür ve kiÅŸisel eÄŸretileme ve imgeler aracılığıyla varoluÅŸun gizemini aktarmaya çalıştılar.

Simgeci ÅŸiirin baÅŸlıca temsilcileri Charles Baudelaire’nin ÅŸiir ve görüÅŸlerinden fazlaca etkilenen Fransız Stephane Mallarme, Paul Verlaine, Arthur Rimbaud’dur. Sembolik yazarlar arasında Jules Laforgue, Henry de Regnier, Rene Ghil, Gustave Kahn, Belçikalı Emile Verhaeren, ABD’li Stuart Merrill, Francis Viele Griffin yer alır.

MADDE VE ÖZELLİKLERİ - KİMYA

MADDE VE ÖZELLİKLERİ   


KİMYA:

Dünyada yer alan canlı ve cansız tüm varlıklar kimyanın inceleme alanına girerler

 Giyecek,yiyecek,temizlik maddesi,yapı malzemesi,plastik,ilaç ve boya gibi kullandığımız bütün maddelerin,üretiminde kimyadan yararlanırlar...

MADDE Nedir?:

Kütlesi ve hacmi olan her ÅŸeye  madde denir.

 Somut olan herÅŸeye made denir,  DokunabileceÄŸimiz her ÅŸey maddedir.
ÖrneÄŸin:Su,ÅŸeker,tuz,tebeÅŸir'de maddedir.Işık,ses ve elektrik gibi bazı ÅŸeyler madde deÄŸildir.Isı,ışık,ses ve elektriÄŸin kütlesi ve hacmi olmadığı için madde deÄŸil bir tür enerji çeÅŸitidir.

  Maddeler homojen ve heterojen olmak üzere ikiye ayrılır.

  Her yerinde aynı özellikleri gösteren maddelere homojen maddeler denir.


  Her yerinde aynı özellikleri göstermeyen maddelere heterojen maddeler denir.Elementler,bileÅŸikler ve çözeltiler homojendir.Elementler ve bileÅŸikler daima homojen deÄŸildir.Hal deÄŸiÅŸim sırasında faz bakımından heterojendir.


  Çözeltiler daima homojendir.


  TebeÅŸir tozu-su,ayran,toprak-su,zeytinyağı-su,kan,süt,mayonez ve Türk kahvesi gibi karışımlar heterojendir.


CİSİM



Maddeler şekil aldığında cisim adını alır.tebeşir,masa,kitap,bardak,cetvel,vazo ve kalem kutusu vb. birer cisimdir.



1. KATILAR   


KATILAR


  Basınç uygun,sıcaklık yeterince düÅŸük olduÄŸu zaman hemen hemen tüm maddeler katılaşır.katılarda iyonlar,atomlar veya moleküller sıkıca istiflenmiÅŸtir.Katıların belirli bir cismi ve hacmi vardır.katıların tanecikleri arasında büyük bir çekim kuvveti vardır ve tanecikler arasında boÅŸluk çok azdır.

  Metalik,iyonik,aÄŸ örgülü ve moleküler katılar olmak üzere dört sınıfa ayrılabilir.


SIVILAR


  Bir sıvını molekülleri komÅŸuları ile temas halindedir;ancak birbiri üzerinden kayarak yer deÄŸiÅŸtirebilirler.bundan dolayı belirli bir hacmi olduÄŸu halde belirli ÅŸekilleri yoktur.bulundukları kabın ÅŸeklini alırlar.

  Sıvıların tanecikleri arasındaki çekim kuvvetleri katılara göre daha küçüktür.

  Bir madde katılaşırken tanecikler arasındaki boÅŸluk azalırsa o maddenin özkütlesi artar.bu tür maddelerin katısı,sıvısı içinde  dibe çöker.bir sıvının tanecikleri  arasındaki çekim kuvveti yüksek ise o sıvının akışkanlığı az,viskozitesi yüksektir.Bir sıvının viskozitesi onun akmaya karşı gösterdiÄŸi dirençtir

GAZLAR


  Bulundukları kabı tamamen dolduran ve kolaylıkla sıkıştırılabilen maddenin haline gaz denir.Gaz tanecikleri arasında çok fazla boÅŸluk bulunur.Gaz tanecikleri çok hızlı hareket eder  ve konuldukları kabı hemen doldururlar.

Felsefe, Psikoloji, Sosyoloji, Mantık Terimleri Sözlüğü (A-R)

A



Agnostisizm : Tanrı’nın var olup – olmadığının bilinemeyeceÄŸini savunan görüÅŸ Agnostisizm’dir (Bilinemezcilik). ÖrneÄŸin sofist düÅŸünürlerden Protagoras “Tanrılar üzerine bilgi edinmekte çaresizim; ne var oldukları ne de olmadıkları, ne de ne ÅŸekilde oldukları üzerine …” Agnostisizm adını ilk kullanan Thomas Huxley’e göre duyularımızla kavrayamadığımız ÅŸeyler konusunda kesin bir ÅŸey söyleyemeyiz. Tanrı da duyularla kavranamadığı için var olup-olmadığını söyleyemeyiz.



Ahlak kuralları : Toplum tarafından oluÅŸturulan iyi – kötü kavramlarından; iyinin yapılması, kötünün yapılmamasını emreden davranış kurallarına ahlak kuralları denir.



Aile : Aralarında gerçek ya da varsayımlı kanbağı bulunan, karşılıklı hak ve ödevleri üstlenen insanların oluÅŸturduÄŸu toplumun en küçük birimine aile denir.



Akıl Yürütme : KiÅŸiler, geçmiÅŸ yaÅŸantıları, gözlemleri ve öÄŸrenmeleri sonucunda oluÅŸturdukları somut ve soyut tasarımlar arasında mantık ilkelerine uygun baÄŸlantılar kurarak yeni yargılara varırlar. Buna akıl yürütme denir.



Alt EÅŸik : Duyu organlarının bir uyarıcıyı belli belirsiz almaya baÅŸladığı en düÅŸük ÅŸiddettir.



Algı: Nesne ya da olayların beyinde iÅŸlenerek, anlamlı bütünler olarak kavranmasına algı denir.



Algıda Değişmezlik : Nesne ya da olayların farklı ortamlarda hep aynıymış gibi algılanmasına algıda değişmezlik denir.



Algıda Örgütleme (Organizasyon) : Duyumları oluÅŸturan nesne ya da olayların, zihin tarafından bir düzene konulup biçimlendirilmesine algıda örgütleme denir.



Algıda Seçicilik : Organizmanın, çevresinde bulunan çok sayıda uyarıcı nesne, ya da olaydan, bir ya da bir kaçına dikkatini yöneltmesine algıda seçicilik denir.



Anaerkil (Matriyarkal) Aile : İlkel toplumlarda görülen anaerkil ailede, ailenin sorumluluÄŸu birinci derecede kadının üzerindedir. DoÄŸal iÅŸbölümü nedeniyle kadınlar toplayıcılık, erkekler avcılık iÅŸini üstlendiler. DoÄŸurgan olan ve çocuklara doÄŸal yapısı gereÄŸi daha yakın bulunmak zorunda olan kadın, ailenin yaÅŸamını sürdürmesinde daha önemli idi. Sonuç olarak ailenin beslenme, barınma, soÄŸuktan, sıcaktan korunma görevi kadının sorumluluÄŸundaydı. Klanlarda görülen  bu aile biçiminde akrabalık bağı kandaÅŸlığa deÄŸil, totemdaÅŸlığa dayalıdır. Erkek ve kadın aynı klanda yaÅŸamadıklarından ve çocuklar annenin klanında yaÅŸadığından yalnızca ana akrabalığı vardı.



Analitik felsefe :  Felsefeye bilimlerin dilini analiz etmek iÅŸlevi yükler. Böylece felsefe, düÅŸünsel bir etkinlik alanı olmaktan çıkarılır, yalnızca dil analizleri yapan bir alan haline getirilir. Felsefe, bilimlerin dilini çözümleyecek, onların kavram yapılarını araÅŸtıracaktır. Bunu yaparken de sembolik mantığı kullanacaktır. Neo pozitivizm (yeni pozitivizm) ya da mantıkçı empirizm adıyla da anılan analitik felsefe, felsefeyi modern (sembolik) mantık alanı olarak görür.



AnarÅŸizm : Toplumsal yaÅŸamı düzenleyen tüm kurum ve kuralları reddeden anarÅŸizm, doÄŸal olarak ahlak kurallarının egemenliÄŸini de reddeder. Bireysel iradenin her ÅŸeyin üstünde olduÄŸunu savunan anarÅŸizmin kurucusu Proudhon ve diÄŸer temsilcileri Bakunin, Kropotkin ve Stirner, ahlak yasalarının diÄŸer yasalar gibi insanları kolay yönetmek için uydurulduÄŸunu savunurlar.



Anayasa : Devletin temel yapısını, biçimini, örgütünü, bu örgütün iÅŸleyiÅŸ kurallarını, milli egemenliÄŸin nasıl kullanılacağını kiÅŸilerin hak ve özgürlüklerini belirleyen en temel kanundur.



Anayasa Mahkemesi : Parlamentonun yaptığı yasaların anayasaya uygun olup olmadığını denetler. Anayasalar yasalardan üstündür ve yasalar anayasaya uygun olmak zorundadır. Çünkü anayasalar halk oyuyla kabul edilir ve halkın doÄŸrudan yaptığı anayasalar, temsilcilerinin yaptığı yasalardan üstün sayılır.



Anket : Önceden hazırlanmış soruların yazılı olarak üzerinde inceleme yapılan insanlara doÄŸrudan yöneltilmesi ve sonuçlarının deÄŸerlendirilmesidir.



Anksiyete Nevrozu :Kaygı düzeyinin yükselmesi sonucu bedensel gerginliÄŸin ve ruhsal tedirginliÄŸin artmasıyla yaÅŸanan panik durumudur. Bu durum, hasta tarafından ölüm korkusu, sıkıntı, sıkışma olarak anlatılır.



Anoloji : İki benzer olay arasında karşılaÅŸtırma yaparak sonuca ulaÅŸmaktır. Arjantin’de enflasyon oranı yüksek olduÄŸundan toplumsal muhalefet fazladır. Yunanistan’da da enflasyon oranı yüksektir. O halde, Yunanistan’da da toplumsal muhalefet fazladır.



Anoloji (Andırma) : İki olaydaki benzerliklerden yararlanarak, birinde var olan özelliÄŸi diÄŸerinde de var saymaktır. Örnek : “Güney Afrika Cumhuriyeti’nde altın madeni çıkar ve Güney Afrika  Cumhuriyeti zengin bir ülkedir.” “Türkiye’de altın madeni çıkar.” “O halde Türkiye de zengindir.” Anoloji, zihnin özelden özele sonuç çıkarmasıdır ve doÄŸruluk deÄŸeri olasılıklıdır.



Anormal davranış : Belirli doÄŸal ve toplumsal ortamlarda dıştan ve içten gelen belirli ÅŸiddet ve süredeki uyaranlara, insanın alışagelenin dışında hatalı, kurala uymayan, uygunsuz cevap vermesi tepki göstermesidir.



Antropoloji (insanbilim) : Evrim sürecinde, insanın deÄŸiÅŸen biyolojik yapısını, bedensel özelliklerini, ırklara ayrılıp ayrılmayacağını, ilkel toplulukları ve bunların kültürlerini inceleyen bir bilimdir.



Aralıklı ya da Toplu ÖÄŸrenme : ÖÄŸrenme sürecini zaman içine yayarak, kısa çalışma süreleriyle yapmaya aralıklı öÄŸrenme denir. Bunun tersi olarak, öÄŸrenme sürecini uzun çalışma süresi içinde ara vermeden yapmaya toplu öÄŸrenme denir.   



Ara mal : Üretim mallarının tüketim malı haline dönüÅŸtürülürken aldığı yeni biçim ara maldır. ÖrneÄŸin, un, buÄŸdaydan ekmek elde etme sürecinde ara maldır. Ara mallar da üretim malı sayılır.



Arz (Sunu) : Piyasaya sunulan mal miktarıdır.



Aşırı Uyarılma : Organizmanın alıştığı düzeyin üzerinde uyarıcı ile karşılaÅŸması sonucu fizyolojik ve psikolojik anlamda çevreye uyum gücünün azalmasıdır.



Ataerkil (Patriyarkal) Aile : Toplumda tarımsal üretimin kökleÅŸmesi ve ticari yaÅŸamın yaygınlaÅŸması sonucu ekonomik gücü, devletin doÄŸuÅŸu ve köleciliÄŸin yaygınlaÅŸması ile siyasi gücü eline geçiren erkek, aile içinde de mutlak güç olmaya baÅŸladı ve ataerkil aile doÄŸdu. Ataerkil ailede söz ve miras hakkı erkeklerin elindedir. Erkek ekonomik gücü elveriyorsa birden çok kadınla evlenir. Bu aile biçimi ağırlıklı olarak İlk ÇaÄŸ köleci toplumlarında görülür.



Ateizm : Tanrı’nın varlığını reddeden görüÅŸ ateizmdir. (Tanrı tanımazlık). Ateizm tanrı’nın varlığını reddederek evreni, evrene dayanarak açıklamaya çalışır. Bu nedenle ateizmi savunan düÅŸünürler genelde materyalisttir.



Ayet : Kur’an-ı Kerim’de sureleri meydana getiren uzun veya kısa vahiy ifadelerine ayet adı verilir.



Azlık : Mal ya da hizmetin ihtiyaca göre doÄŸada az bulunması ya da az üretilmesi deÄŸeri yükseltir. ÖrneÄŸin, altın, elmas, uranyum az bulunduÄŸu için deÄŸerlidir.



B



Bellek (Hafıza) : YaÅŸam boyunca öÄŸrenilen bilgilerin, davranış kalıplarının, deneyimlerin, anıların depolanıp saklanması ve hatırlanmasıdır



Bencillik (Egoizm) : İnsan eylemlerinin kökeninde “ben sevgisi” vardır. Ahlak ise insanın kendini koruma güdüsünün dışa vurulmasından baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir. Bu görüÅŸü savunan Thomas Hobbes’a göre, insanda, hayvanlarda olduÄŸu gibi “kendini sevme”  ve ”kendini koruma” içgüdüleri vardır. Dolayısı ile insan doÄŸası gereÄŸi “bencil” dir. Bencil olan insan her ÅŸeyden önce kendi “çıkar” ını düÅŸüneceÄŸinden evrensel bir ahlak yasası yoktur.



Benlik : İnsanın, kendi kiÅŸiliÄŸine iliÅŸkin kanıları, kendini tanıma ve deÄŸerlendirme biçimidir. KiÅŸiliÄŸin iki yönü vardır. Birinci yönü, dışa yansıyan, daha çok baÅŸkaları tarafından deÄŸerlendirilen ve davranışlarına yansıması ile de ölçülebilen yandır. İnsanın bu yönü nesneldir. KiÅŸiliÄŸin ikinci yönü ise dışarıya pek yansımayan yani bireyin kendini tanımladığı biçimidir. İşte kiÅŸiliÄŸin, bu öznel yönü benliktir ve benlik ölçülerek deÄŸil, yorumlanarak anlaşılabilir.



Berdel : Farklı akraba gruplarından insanların karşılıklı olarak birbirlerinden kız alıp vermek üzere anlaÅŸarak evlenmeleridir. Bir gruptan bir erkek, baÅŸka bir gruptan bir kadınla evlenirken, karşı gruptan bir erkekle o gruptan bir kadını alır. Bu evlilik biçimine ise baÅŸlık parasından kurtulmak için baÅŸvurulur.



Bilgi Kuramı (teorisi) : Sübje (bilen) ile obje (bilinen) arasındaki iliÅŸkiyi inceleyen bilgi felsefesi alanına bilgi kuramı denir. Sübjenin, objeyi incelerken ulaÅŸacağı sonuçlar felsefe açısından tartışmalıdır.



Bilginin kaynağı :  “İnsan bilgiye hangi araçlarla ulaşır?” sorusuna yanıt arar. Bu soruya verilen yanıtlar farklı felsefi sistemlerin doÄŸmasına yol açar. Bilginin kaynağı akıldır, çünkü duyu organlarının bilgisi zorunlu ve kesin deÄŸildir diyen rasyonalizme karşı empirizm, bilginin kaynağı deneydir, doÄŸru ve kesin bilgiye duyu organları aracılığı ile yapılan deney ve gözlem ulaÅŸtırır görüÅŸünü savunur. Entüisyonizm (sezicilik) ise bilginin kaynağının sezgi olduÄŸunu ileri sürer.



Bilimsel Bilgi : Özne (sübje) ile nesne (obje) arasındaki iliÅŸkinin sınırlı bir konuda ve belli bir yöntemle her zaman geçerli sonuçlara ulaÅŸmak için amaçlı ve sistemli olarak kurulması sonucu bilimsel bilgi elde edilir.



Bilinç : Belirli bir zaman sınırı içinde insanın kendisinden ve çevresinden haberdar olması haline bilinç denir. Bilinç olmadan algılama dikkat, düÅŸünme, hatırlama vb. zihinsel iÅŸlevlerden söz edilemez.



BoÅŸanma : Evlilik sonucu oluÅŸan ailede karşı cinslerin, toplumca veya hukukça evlilik baÄŸlarının sona erdirip ayrılmalarına boÅŸanma denir.



Bürokrasi : Yasaların uygulamalarını üstlenen memurların idari iÅŸleyiÅŸidir.



C



Cins : Cins, “altında türlerin sıralandığı ÅŸeydir” diye tanımlanabildiÄŸi gibi, “gerçekleri farklı olan ÅŸeylere, bunlar denir diye sorulduÄŸunda verilen yanıttır” biçiminde de tanımlanabilir. ÖrneÄŸin, “domates, biber, patlıcan nedir?” diye sorulduÄŸunda, “sebze” yanıtı cinsi gösterir. İçlem açısından bakıldığında “cins, özellikler yığınıdır.”



Ç



Çatışma : Aynı anda ulaşılması imkansız iki güdüden bir tanesini seçememenin verdiÄŸi kararsızlık halidir. İki güdü çatıştığında birinin doyumu diÄŸerinin engellenmesine yol açar. Bu nedenle çatışma engellenmeye neden olan bir etken olarak da görülebilir.



Çekirdek (Modern) Aile : Sanayi toplumları ile birlikte üretimde iÅŸ gücüne talep duyulması kadını aile içinde çalışan birey olmanın dışında, dışarıda da çalışıp para kazanan birey durumuna getirir. Öte yandan felsefede etkinleÅŸen kiÅŸi hak ve özgürlükleri, devlette demokratikleÅŸme, dinde laikleÅŸme kadını etkiler ve onları da erkekle eÅŸit bir birey olma mücadelesine zorlar. Böylece anne-baba ve evlenmemiÅŸ  çocuklardan oluÅŸan, kadınla erkeÄŸin hukuksal eÅŸitliÄŸine dayanan çekirdek aile yerini alır.



Çevre : Canlı davranışlarını etkileyen ve kalıtımsal olmayan bütün etkenleri, uyarıcıları (uyaranları) içerir.



Çıkarım : Verilen önermelerden zihnin sonuç çıkarmasına çıkarım denir. Çıkarımda verilen önermelere öncül, öncüllerden zihnin zorunlu olarak çıkardığı önermeye ise sonuç önermesi denir.



D



Danıştay : Hükümetle yurttaÅŸ arasındaki sorunları inceleyen Bölge İdare Mahkemeleri’ni denetler. Hükümetin gücünü kötüye kullanmasını ve yurttaşına haksızlık yapmasını önler.



Deflasyon : Ulusal paranın deÄŸerinin yükselmesi sonucu mal ve hizmetlerin fiyatlarının düÅŸmesidir. Deflasyon üretimin tüketimden, dış satımın dış alımdan çok olması durumunda görülür.



DeÄŸer : İnsanların bir mala ya da hizmete yükledikleri öneme deÄŸer denir.



Deizm : Tanrı’nın evreni kendi yasalarına göre iÅŸleyen bir düzen olarak yarattığını savunur. Ancak yaratan ve düzeni kuran Tanrı’nın, evreni kendi başına bıraktığını kabul eder. Bu yüzden deizm, dinsel dogma ve ilkelerin varlığını kabul etmez. Deizm’e göre Tanrı’nın vahiy, mucize gibi kanıtlara gereksinimi yoktur.



Demokrasi : Halkın doÄŸrudan ya da seçtiÄŸi temsilcileri aracılığı ile kendini yönettiÄŸi yönetim biçimine demokrasi denir.



Demokratik Devlet : Yasama, yürütme, yargı güçlerini kullanan kurumların temsilcileri yetkilerini halktan alırlar ve seçimle belirlenirler. Ayrıca bu güçler birbirlerinden bağımsız organlar tarafından kullanılır.



Deney :Varsayımı kanıtlamak üzere sonucu etkileyen deÄŸiÅŸkenlerle sonuç arasındaki iliÅŸkiyi saptamak üzere pratik uygulamalar yapmaktır.



Deneysel Psikoloji : Deneysel psikoloji bir davranışı etkileyen çevre koÅŸullarını ve uyarıcıları tanımlayıp ölçerek hangi davranışı, nasıl ve ne derecede etkilediÄŸini bulmayı amaçlar. Bunu yaparken hayvanlar üzerinde laboratuar deneyleri yapar, bunları insan davranışları ile karşılaÅŸtırır.



Deneysel Yöntem : İncelenen olayla ilgili neden sonuç iliÅŸkilerini saptamak üzere araÅŸtırmacının uygun laboratuar koÅŸullarında hazırladığı ve incelediÄŸi kiÅŸi ya da nesneyi yönlendirebildiÄŸi yöntem, deneysel yöntemdir. Deneysel yöntem sırasında incelenen insana denek, hayvana kobay adı verilir.



Determinizm : İnsanın, “ahlaki eylemleri ile ilgili kararları, içten ve dıştan belirlenen koÅŸulların etkisiyle oluÅŸur” görüÅŸüne dayanarak ahlaki eylemlerinde özgür olmadığını savunan filozoflar vardır. Bunlar ahlak felsefesi alanında deterministtir .



Devalüasyon : Bir devletin ulusal parasının yabancı paralar ve altın karşısında deÄŸerinin düÅŸürülmesidir. Yüksek enflasyon yaÅŸayan devletlerin dış borçlarının artması sonucu, ulusal paranın deÄŸeri resmi olarak düÅŸürülür. Bu deÄŸer düÅŸürme iÅŸleminde IMF, Dünya Bankası gibi uluslar arası  finans kuruluÅŸlarının zorlamasının etkisi büyüktür.



Devlet : Sınırları belirli bir toprak parçası ile bu topraklarda yaÅŸayan insanlar üzerinde egemenlik hakkı kullanan siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik örgütlenmelere devlet denir.



Dil : Duygu ve düÅŸünceleri yapay iÅŸaretlerle anlatmaya yarayan bir dizgedir (sistemdir).



Dini kurallar : Allah (c.c.) tarafından insanların dünya ve ahirette kurtuluÅŸa ermeleri, mutlu ve huzurlu olmaları için gönderilmiÅŸ ilahi kanun ve kurallardır.



Dinsel Bilgi : Özne (sübje) ile nesne (obje) arasındaki iliÅŸkinin inanç, Tanrı, kutsal kitap ve din çerçevesinde kurulduÄŸu bilgi, dinsel bilgidir.



DoÄŸal Gözlem : İncelenen olayların kendi doÄŸal ortamında, müdahalede bulunulmaksızın gözlemlenmesidir.



DoÄŸruluk (Hakikat) : Bilginin bilgi konusu ile tam uygunluk içinde bulunmasıdır. Bir bilginin doÄŸruluÄŸu, onun kanıtlanabilmesi ile mümkündür. Çünkü  doÄŸruluk düÅŸünce ile nesne (obje) nin uygunluÄŸudur.



DuyarsızlaÅŸma : Duygusal yaÅŸamda tekrar tekrar karşılaşılan uyarıcıyı organizmanın belli bir süre sonra kanıksamamasıdır. ÖrneÄŸin: Annesi tarafından sık sık azarlanan bir çocuk, bir süre sonra annesinin azarlamasına karşı duyarsızlaÅŸabilir.



Duyum : Organizmanın iç ve dış çevreden gelen uyarıcıları duyu organı aracılığı ile alıp sinirsel enerji haline dönüÅŸtürmesi sürecine duyum denir.



Duyumun Eşiği : Duyu organlarının bir uyarıcıyı almaya başladığı sınırdır.



Duyusal Uyum : Duyu organlarının çevredeki uyarıcılara alışkanlık göstererek, onlara tepki vermemesidir.



Düalizm (ikicilik) : Materyalizmle idealizm arasında bir uzlaÅŸma çabasıdır. Descartes’a göre varlık madde ve ruh olmak üzere iki cevherden oluÅŸur. Ruhun iÅŸlevi düÅŸünmek, maddenin iÅŸlevi uzayda yer kaplamaktır. Evrendeki nesne dünyasındaki varlıklar salt madde, Tanrı ise salt ruhtur. İnsanda madde ve ruh bir aradadır.



Dürtü : Organizmadaki eksikliÄŸi gidermek için doÄŸan güçtür.



DüÅŸünme :  Olay ve nesneler yerine onların simgelerini (iÅŸaretlerini) kullanarak yapılan zihinsel bir iÅŸlem ve sorunlara çözüm arama yoludur. DüÅŸünme yeteneÄŸi en fazla olan canlı insandır. Fare, maymun gibi üst düzey canlılarda da düÅŸünme yeteneÄŸi vardır. Fareler eski deneyimlerinden yararlanarak karşılaÅŸtıkları problemleri çözebilirler.

E



EÄŸitim : İnsanın toplum yaÅŸ.mına uyum saÄŸlayabilmesi ve yeteneklerinin geliÅŸtirilmesi için uygulanan yöntemlere eÄŸitim denir.



EÄŸitim Psikolojisi : Psikolojinin bulgularının eÄŸitim ve öÄŸretime uygulanarak kolaylıklar ve ilerlemeler saÄŸlanması eÄŸitim psikolojisinin konusuna girer.



Ekonomi :  İnsanların ihtiyaç duyduÄŸu mal ve hizmetlerin nasıl üretildiÄŸini, bölüÅŸüldüÄŸünü ve tüketildiÄŸini inceleyen bir bilimdir.



Ekzogami (dışarıdan evlilik) : Seçilen eÅŸin akraba grubu dışından olması durumudur.



Embesil (Budala) : Yaklaşık 20 – 49 zeka bölümüne sahiptirler. Belirli oranlarda da olsa gereksinimlerini karşılayabilirler. Yeme, içme, giyinme, soyunma gibi becerileri kazanabilirler. İleriki yaÅŸlarda da 5 – 6 grubundaki çocukların davranışlarını gösterirler.



Emek : DoÄŸal kaynakları iÅŸleyen, biçimini ve yerini deÄŸiÅŸtiren, adedini çoÄŸaltan kas gücü yani iÅŸ gücüdür. Bir mal ya da hizmetin üretiminde verilen emek deÄŸerin belirlenmesinde etkili olur. ÖrneÄŸin el dokuması halı çok emek verilerek üretildiÄŸi için fabrikasyon halıdan daha deÄŸerlidir.



Empirizm (Deneycilik) : DoÄŸru bilgiye duyu verileri ve deneyle ulaşılabileceÄŸini savunan akımdır. İnsan aklında doÄŸuÅŸtan bilgi olmadığını ve bilgiye dış dünyadan gelen deney verileri ile ulaşılabileceÄŸini ileri sürer. Bilginin kaynağı deneydir. Empirizm deneye dayanan fiziÄŸi temel alır.  Empirizmin ilk örnekleri ilkçaÄŸda Epiküros’ta görülür. Ona gör bütün bilgilerin ilk kaynağı duyudur.



Endogami (içerden evlilik) : Seçilen eÅŸin akraba grubu içinden olması durumudur.



Endüstri (Sanayi) Psikolojisi : Üretimde verimi artırmak amacıyla, insan emeÄŸinin daha üretken hale getirilmesi endüstri psikolojisinin konusuna girer.



Enflasyon : Mal ve hizmetlerin fiyatlarının yükselmesi sonucu paranın satın alma gücünün düÅŸmesidir. Enflasyonun nedeni, dış satımın (ihracatın) az, dış alımın (ithalatın) çok, üretimin az, tüketimin çok olması yani bütçe açığıdır. Bir devlet ürettiÄŸinden çok tüketiyorsa, sattığından çok alıyorsa enflasyon yaÅŸar.



Engellenme : Elde etmek istediÄŸimiz bir nesneye, ulaÅŸmak istediÄŸimiz belirli bir amaca varmamız engellendiÄŸinde ya da bir gereksinmemizin giderilmesi önlendiÄŸinde, duyduÄŸumuz olumsuz duyguya engellenme denir.



Entüisyonizm (Sezgicilik) : Kesin ve deÄŸiÅŸmez bilgilere sezgi aracılığı ile ulaşılabileceÄŸini savunan akım enstüisyonizmdir.



F



FarklılaÅŸma EÅŸiÄŸi : Bir uyarıcıda fark edilebilen, en küçük ÅŸiddet deÄŸiÅŸmesidir. Yani, aynı türden iki uyarıcıda ÅŸiddet farkının ayırt edildiÄŸi ilk noktadır. ÖrneÄŸin : İki kırmızı ışığın birbirinden ayıt edilebilmesi için, dalga boylarında belirli bir miktar fark olmalıdır.



Fayda : Mal ve hizmetin deÄŸerini kullanana saÄŸladığı fayda belirleyebilir. ÖrneÄŸin, araba, ev insanların yaÅŸamlarını kolaylaÅŸtırdığı için deÄŸerlidir.



Felsefe Açısından Ahlak : İnsan davranışlarını iyi ya da kötü olarak nitelendiren yaptırım gücünü ağırlıklı olarak bireyin vicdanından alan kurallara ahlak denir. Ahlak felsefesi (etik) ise ahlak alanını yöneten deÄŸerlerin neler olduÄŸunu, özünü ve temellerini araÅŸtıran ahlaki eylemlerin ölçütlerini koyan özel bir felsefe alanıdır.



Felsefe Bilgisi : Özne (sübje) nin, evreni, insanı, evrende insanın yeri ve kaderini salt düÅŸünce temelinde sistemli olarak açıklama ve yorumlama çabasına felsefi bilgi denir.



Fenomenoloji (Görüngübilim) : Fenomenoloji, pozitivizmin duyusal verileri yani olguları ön plana çıkaran anlayışına karşı “genel objeler” in ruhsal (tinsel) olarak kavranabileceÄŸi anlayışını ortaya koyar. Görünenler (fenomenler) içinde bulunan “öz” doÄŸru bilgidir ve bu “öz” ancak bilinçle kavranır.



Fiyat (Eder) : Mal ve hizmetlerin birim para insinden deÄŸerine fiyat denir. Mal ve hizmetlerin deÄŸeri fiyata göre belirlenir. Mal ve hizmetlerin fiyatları piyasalarda oluÅŸur. Piyasalar alıcı ve satıcıların karşı karşıya geldiÄŸi yerlerdir.



Fizik Antropoloji : İnsanın biyolojik yapısında meydana gelen deÄŸiÅŸmeleri, ırkların kökenini inceler.



Fiziksel (nesnel) Engeller : Bireyin amacına ulaşmasını engelleyen yağmur, kar, uzaklık, yangın gibi fiziksel nesne ve olaylara fiziksel (nesnel) engeller denir.



Fiziksel İllüzyon : Ortamdaki uyarıcının fiziksel ya da fizyolojik nedenlerden dolayı her insan tarafından aynı ÅŸekilde yanlış algılanmasıdır.



Fizyolojik Güdüler : Organizmanın yaÅŸamı sürdürebilmek için gidermek zorunda olduÄŸu temel gereksinimlerden kaynaklanan güdülere fizyolojik güdüler denir.



Fobik Nevroz : Gerçekte hiçbir tehlike olmadığı halde mantık dışı duyulan korkulardır. ÖrneÄŸin, yükseklikten, kapalı yerlerde kalmaktan, asansörden, kalabalıktan, karşı cinsten korkmak fobik nevroz örnekleridir.



G



GeçmiÅŸ YaÅŸam Deneyimleri : GeçmiÅŸte yaÅŸadığımız olay ya da olaylar, ilgili nesnelerin bellekte bıraktığı izler, yeni algılamalarımızı etkiler. (koÅŸullanma-telkin)



Gelenek : Bir toplumun, yüzyıllar öncesinden kendi içerisinde doÄŸan, kuÅŸaktan kuÅŸaÄŸa geçerek özel bir baÄŸ oluÅŸturan davranış kurallarıdır. Bunlara örf ve adetler veya töre de denir.



GeliÅŸim Psikolojisi : GeliÅŸim psikolojisi, yaÅŸa baÄŸlı davranış deÄŸiÅŸikliklerini inceler. Çocukken büyük bir dikkatle ve keyifle izlenen çizgi filmler büyüyünce ilgi çekici olmaktan çıkabilir. GeliÅŸim psikolojisi çocuk psikolojisi ve yetiÅŸkin psikolojisi olmak üzere ikiye ayrılır.



Genelleme : Birbirine benzeyen varlıkları ortak özellikleriyle düÅŸünmektir. ÖrneÄŸin, köpek kavramı sayesinde her gördüÄŸümüz köpeÄŸi tek tek incelemeden (tüyleri olduÄŸuna, havladığını, et yediÄŸini, sadık olduÄŸunu) diÄŸer köpeklerle aynı ortak özelliklere sahip olduÄŸunu biliriz.



Genel Uyarılmışlık Hali ve Kaygı : KiÅŸinin bilincinin açık ve tamamen uyanık olmasına, enerjisini yapacağı iÅŸe verebilmesine genel uyarılmış hali denir. Herhangi bir öÄŸrenmenin yapılabilmesi için bireyin enerjisini yaptığı iÅŸ üzerinde yoÄŸunlaÅŸtırması gerekir. Ekrandaki bu metni okurken, aynı zamanda gitmeyi düÅŸündüÄŸünüz tiyatroya, kimlerle gideceÄŸinizi tasarlıyorsanız büyük olasılıkla öÄŸrenme gerçekleÅŸmeyecektir.



Gerçeklik :  İnsan bilincinden bağımsız olarak var olanlardır. Gerçeklik varlığın bir özelliÄŸi baÅŸka bir deyiÅŸle var oluÅŸ tarzıdır.



Gereksinim (İhtiyaç) : Organizmada herhangi bir eksikliÄŸin hissedilmesidir.



Geriye Ket Vurma : Yeni öÄŸrenilen  bilgilerin önceki öÄŸrenilenleri unutturmasıdır. ÖrneÄŸin, matematik dersinden öÄŸrendiÄŸiniz pratik çözüm yolu uzun ispatlara dayalı eski bilgilerinizi unutturabilir.



Gestalt Tedavisi : Gestalt terapisinin amacı, insanların kendileri ile ilgili bütün yönlerin farkında olmalarını kolaylaÅŸtırarak, kendilerine saygı, bağımsızlık ile kararlarının ve seçimlerinin sorumluluÄŸunu üstlenebilmelerini saÄŸlamaktır.



GiriÅŸim : Üretim faaliyetlerini planlayan, düzenleyen ve örgütleyen beyin gücüdür.



Görgü kuralları : İnsanların birbirleri ile olan iliÅŸkilerinde saygıyı, sevgiyi ve hoÅŸgörüyü esas alan kurallardır.



GörüÅŸme (Mülakat) : İncelenen insanın, duygu, düÅŸünce, davranış ve tutumlarını saptamak amacı ile yüz yüze yapılan sözlü söyleÅŸidir. Güvenilir bir görüÅŸme için görüÅŸmecinin alanında uzman olması, ortamın ve görüÅŸme süresinin, görüÅŸülen insanı olumlu ya da olumsuz yönde etkilemeyecek biçimde düzenlenmesi gereklidir.



Gözlem : Olayları kendiliÄŸinden oluÅŸan oluÅŸum biçimleri içinde amaçlı ve sistemli olarak izlemek ve kaydetmektir. Sosyolojide, toplumsal yaÅŸamla ilgili olayları oluÅŸum koÅŸulları içinde amaçlı ve sistemli bir biçimde izlemek ve kaydetmektir.   



Güçler Ayrılığı İlkesi : Demokrasilerde, kiÅŸi hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınması amacı ile yasam, yürütme, yargı güçleri ayrı organlarca kullanılır. Demokrasilerde yasama gücünü parlamento, yürütme gücünü hükümet, yargı gücünü bağımsız mahkemeler kullanır. Bu güçler arasındaki iliÅŸkilerin sınırları yasalarca belirlenmiÅŸ ve özellikle yasam ve yürütmenin (parlamento ve hükümetin) yargıya müdahalesi olabildiÄŸince azalmıştır.



Güdü : Organizmanın, gereksinimini karşılamak üzere bir davranışı yapmaya istekli duruma gelmesidir.



Güdülenme : Hayvan ya da insanda organizmayı belirli bir amaca yönelik davranışa iten sürecin tümüne güdülenme denir.



H



Halk : Devletin üzerinde egemenlik hakkını kullanıp yönettiÄŸi insanlardır.



Halüsinasyon (Sanrı) : Ortamda olmayan uyarıcıların varmış gibi algılanmasıdır.



Hatırlama : KiÅŸilerin, nesnelerin, olayların, yaÅŸam deneyimlerinin, öÄŸrenilen bilgilerin istenildiÄŸinde bellekte yeniden canlandırılmasıdır. Hatırlama, belleÄŸin tanımadan daha ileri ve üst düzeydeki bir iÅŸlevidir.



Hayal kırıklığı : EngellenmiÅŸlik duygusunun çok ÅŸiddetli bir ÅŸekilde yaÅŸanmasıdır.



Hazırlayıcı Kurulum (Beklenti) : Olmasını ya da gerçekleÅŸmesini beklediÄŸimiz bir olay algılamayı etkiler. Birey neye hazırlanıyorsa, neyi bekliyorsa, onu algılama eÄŸilimindedir. Bu duruma da hazırlayıcı kurulum denir.



Hedonizm : İnsanın haz duyduÄŸu ÅŸeylerle mutlu olabileceÄŸini savunur. Haz duyulan ÅŸeyler öznel olduÄŸundan evrensel bir ahlak yasasından söz edilemez. Bu görüÅŸ, ilkçaÄŸ düÅŸünürlerinden Aristippos’a göre, “iyi” nin ve “kötü” nün ölçütü hazdır. Haz veren ÅŸeyler   “iyi” , acı veren ÅŸeyler ise “kötü” dür.  Epiküros’a göre ise insan acıdan kaçarak ve hazza yönelerek mutlu olur.



Heyecan : Sevinç, korku, kızgınlık, üzüntü, kıskançlık, sevgi gibi nedenlerle ortaya çıkan güçlü ve geçici duygu dönemine heyecan denir.



Hipnoz : Sözle, bakışla ya da yardımcı nesneler kullanarak telkinle oluÅŸturulan yapay uyku halidir. Hipnoz görünüÅŸte uykuya benzeyen, ancak kiÅŸinin, hipnozu yapanın etki ve telkinlerine açık, çevrenin etkilerine karşı kapalı olduÄŸu bir durumdur.



Hipokondriyasis : Hastalık hastalığı. SaÄŸlıkla ilgili aşırı kaygı ve kuruntu durumu söz konusudur. Birey duyduÄŸu hastalık belirtilerinin kendisinde de olduÄŸunu zanneder. KiÅŸi, hastalık hastasıdır.



Histerik nevroz : Acı veren duygu yüklü bir düÅŸüncenin baskı sonucunda bedensel iÅŸlev kayıplarına neden olmasıdır. KiÅŸinin hiç bir organik bozukluÄŸu olmadığı halde, organlarında iÅŸlev kayıpları ortaya çıkabilir. ÖrneÄŸin, kiÅŸinin acı çektiÄŸi bir düÅŸüncesi nedeniyle sağır olması histerik nevroz örneÄŸidir.



Hizmet : İnsanların sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılayan iÅŸlere hizmet denir. Hizmetler ikincil ihtiyaçların karşılanmasına yöneliktir. Hizmet, turizm, adalet, ulaşım, eÄŸitim, saÄŸlık, sanat, spor gibi alanlarda insanların ihtiyaçlarını karşılar.



Homeostasis (Dengeleme) : Organizmanın iç dengesini kendi çabasıyla korumasına homeostasis denir. Bir baÅŸka deyiÅŸle, yetersiz ya da aşırı uyarılma durumlarında organizmanın çevreye uyum gücünü kendi çabasıyla korumasına homeostasis denir.



Hukuk :  Bireylerin birbirleriyle ve toplum ile olan iliÅŸkilerini düzenleyen ve devlet gücünün desteÄŸindeki yaptırımlarla uyulması zorunlu duruma getirilen kurallar bütünüdür.



Hukuk Devleti : İnsan hakları ve kiÅŸi hak ve özgürlüklerine dayanan evrensel hukuk kurallarına göre yapılan yasaların, yönetim görevini üstlenen kiÅŸi ve organları da baÄŸladığı devlettir. Hukuk devleti “hukukun üstünlüÄŸü” ilkesine dayanır.



Huy (Mizaç) : KiÅŸiliÄŸin doÄŸuÅŸtan gelen, genelde fizyolojik kaynaklı ve kolay kolay deÄŸiÅŸmeyen yanıdır. ÖrneÄŸin, içe dönüklük, karamsarlık, sinirlilik, heyecanlılık, dışa dönüklük gibi kiÅŸilik özellikleri huyu anlatır. “Can çıkar, huy çıkmaz”, “Huylu huyundan vaz geçmez” gibi atasözleri, huyun ne denli zor deÄŸiÅŸebileceÄŸini ifade eder.



Hükümet : Parlamento tarafından onaylanan ve yürütme iÅŸlevini gören organ hükümettir. Yani hükümet, devletin kullandığı yasama, yürütme, yargı yetkilerinden yürütme yetkisini kullanan organdır.

Demokrasilerde hükümet, baÅŸbakan ve bakanlar kurulundan oluÅŸur ve yaptıkları çalışmalar parlamento tarafından denetlenir.



İ



İbadet : Tanrı’ya inananların Tanrı’nın buyruklarına uygun olarak yaptıkları tapınmalardır.



İç Gözlem (İçe Bakış) : Bir uyarıcının etkisiyle bireyin yaÅŸadığı duyguları kendi aÄŸzından anlatmasıdır.



İçgüdü : ÖÄŸrenilmeden yapılan, niçin yapıldığının bilincinde olunmayan, türün tüm bireylerinde bulunan kalıtsal davranışlara içgüdü denir.



İdealizm : Gerçekte var olan düÅŸünce ve ruhtur. Madde, düÅŸünce ve ruhun ürünüdür.



İdiot (Aptal) : Yaklaşık 0 – 19 zeka bölümüne sahip insanlardır. Bunlar sürekli bakıma muhtaçtırlar. Kendi baÅŸlarına hiçbir gereksinimlerini karşılayamazlar. İleri yaÅŸlarda bile yaklaşık 1 – 2 yaÅŸ grubundaki çocukların düzeyinde davranırlar.



İktidar : Devletin yasama, yürütme ve yargı yetkilerini kullanan yöneticilerdir.



İleriye Ket Vurma : Eski öÄŸrenilen bilgilerin yeni öÄŸrenilenleri unutturmasıdır. ÖrneÄŸin, arkadaşınızın eski telefon numarası yeni öÄŸrendiÄŸiniz telefon numarasını unutturabilir.



İllüzyon (Yanılsama) : Ortamda var olan uyarıcı kaynağın (nesne ya da olayların) olduÄŸundan farklı algılanmasıdır.



İman :  Tanrı’nın buyruklarına kayıtsız koÅŸulsuz inanılmasıdır.



İmgeleme : DüÅŸünülen durum ya da olayın imgesinin (hayalinin – görüntüsünün) zihinde canlandırılmasıdır. ÖrneÄŸin, çalışma odanızı düzenlemeyi düÅŸündüÄŸünüzde çalışma masanızın, kitaplığınızın önce nerede daha iyi duracağını gözünüzün önüne getirir, sonra yerlerini deÄŸiÅŸtirirsiniz. Bazı kiÅŸiler ise gördükleri durum ve nesneleri olduÄŸu gibi tüm ayrıntılarıyla zihinlerinde canlandırabilirler. Buna fotoÄŸrafsı imgeleme denir. İmgeleme, kavramlardan oluÅŸan önermelerden farklı olarak somut bir nesneyi zihinde canlandırmaktır. Yani köpekleri deÄŸil “KarabaÅŸ” ı zihinde canlandırmaktır.



İmmoralizm : Ahlakın dışlandığı bu felsefi anlayışın en önemli temsilcisi Friedrich Nietzsche’dir. Nietzsche’ye göre iki tür ahlak anlayışı vardır. Her ÅŸeye boyun eÄŸen, zamanının ahlak anlayışına körü körüne inanan “sürü insan” ın ahlakı “köle ahlakı” dır. “Güç iradesi” ni simgeleyen “üst insan”, “köle ahlakını” yıkıp yerine “efendi ahlakı” nı koymalıdır. “İyi” ve “kötü” ile uÄŸraÅŸmak yerine “güce” dayanan bir ahlak anlayışı oluÅŸturulmalıdır.



İndeterminizm : Bu görüÅŸe göre, insan ahlaki eylemleri ile ilgili kararları özgürce belirler.



İşleve Takılma : Nesneleri belli iÅŸlevlerinin dışında kullanmamak. ÖrneÄŸin, su motoru su pompalamak için kullanılır. Ancak, Anadolu’nun birçok yerinde su motorundan traktör kadar hız yapan “tak tak” adlı bir taşım aracı geliÅŸtirilmiÅŸtir. Bunu ilk yapan usta, su motorunun belli iÅŸlevine (su pompalama) takılmadığından yaratıcı düÅŸünmeyi ortaya koyabilmiÅŸtir.



K



Kalite : Bir malın ihtiyacı gideren mallara göre daha kullanışlı olmasıdır.



Kapitalist Devlet : Üretim araçlarının (fabrika, tarla, maden ocağı, iÅŸ atölyesi gibi) mülkiyet hakkının kiÅŸi ya da kiÅŸilerin elinde bulunduÄŸu, dolayısı ile üretimde kiÅŸi ya da kiÅŸilerin oluÅŸturduÄŸu kurumların öncelikle etkili olduÄŸu devlet biçimidir.



Karakter : KiÅŸiliÄŸin, topluma ve toplumsal deÄŸer yargılarına, toplumun da bireye verilmiÅŸ olduÄŸu deÄŸere göre ortaya çıkan yanıdır. Özellikle de içinde yaÅŸanılan toplumun deÄŸer yargılarından, eÄŸitim anlayışından, sosyo-ekonomik özelliklerinden etkilenerek biçimlenir. ÖrneÄŸin, dürüstlük, yalancılık, yardımseverlik, yurtseverlik, zalimlik ağırlıklı olarak karakter özellikleridir.



Karma Ekonominin Egemen OlduÄŸu Devlet : Hem devletin hem de kiÅŸilerin üretim araçları üzerinde mülkiyet hakkının bulunduÄŸu devlettir. Karma devlette genelde ihtiyacın olduÄŸu yerde devlet, karın olduÄŸu yerde özel giriÅŸim (teÅŸebbüs) üretimde egemendir.



Kavram : Herhangi bir tür nesne ya da belli bir tür olayın ortak özelliklerinin bir ad altında toplanmasıdır. Kavramlar zihnin soyutlama ve genelleme yetenekleriyle elde edilir. Nesnelerin ve yaÅŸanmış olayların izleri önce bireysel ve somuttur.



Kaygı : Üzüntü, sıkıntı, korku, baÅŸarısızlık gibi heyecan oluÅŸumlarının kaynağı bilinmeden uzun süreli yaÅŸanmasına kaygı adı verilir.



Kısa Süreli Bellek : Bilgileri tutma süresi 30 saniyeden daha kısa olan bellektir. Kısa süreli belleÄŸin depolama kapasitesi 7± 2 birim ya da kümedir. Yani kısa süreli bellekte en fazla 9 birimlik bilgi tutulabilir. 9 birimden sonra bilgiler bellekte daha önceden bulunan bir birimi dışarı atar.



Kıyas : Verilen önermelere dayanarak zihnin sonuç çıkartma iÅŸlemine kıyas denir. Kıyas genelde tümdengelimin özel bir biçimi olarak kabul edilir. ÖrneÄŸin ; Bütün insanlar ölümlüdür. Ali insandır. O halde Ali ölümlüdür.



Kimlik Bunalımı : Bireyin özellikle ergenlik döneminde kendi kimliÄŸini oluÅŸturmak için verdiÄŸi mücadeledir.



Kimlik KargaÅŸası : Kimlik bunalımının uzun sürmesi sonucu gencin düÅŸünce, duygu, davranış ve tutumlarında kendine özgü bir yol çizememesidir. Ne olacağını, kim olduÄŸunu, nelere inanması gerektiÄŸini belirlemeyen genç kimlik kargaÅŸası yaÅŸar.



KiÅŸiden kaynaklanan engeller : Bu engelleme türünde bireyde engellenmiÅŸlik duygusu yaratan neden, yine bireyin gerçekçi olmayan beklentilerinden doÄŸar.  ÖrneÄŸin, kısa boylu olduÄŸu halde profesyonel basketbolcu olmak isteyen genç, amacına ulaÅŸamayınca kendini engellenme duygusuna kaptırır.



KiÅŸilik : Bir insanı diÄŸer insanlardan ayırıp kendine özgü kılan bedensel, zihinsel ve ruhsal özelliklerinin bütünüdür. KiÅŸiliÄŸin kökeninde, insanları birbirlerinden   ayıran duygu, düÅŸünce ve davranışlardaki benzerlik ve farklılıklar vardır.



Kleptomani (çalma hastalığı) : Hiçbir nesnel gereksinme söz konusu olmadığı halde kiÅŸinin çalma zorunluluÄŸu duyması.



Klinik Psikolojisi : Davranış bozukluklarının tanı (teÅŸhis) ve tedavileri ile ilgilenir. Zeka, kiÅŸilik, akıl saÄŸlığı sorunları olan, bu yüzden çevreye uyum zorluÄŸu çeken insanların tanı ve tedavisi için teknikler geliÅŸtirir.



Klinik Yöntem : Davranış bozukluklarının tanısı (teÅŸhisi) için uygulanan yöntemdir. Bu yöntem genel olarak ÅŸu teknikleri kullanmayı gerektirir.



Kompülsiyon : Davranışlarda ortaya çıkan takıntılardır. ÖrneÄŸin, yoldaki çizgilere, karelere basarak yürümek kompülsif bir davranıştır.



Korelasyon (Bağıntı) : İki deÄŸiÅŸken arasındaki iliÅŸki miktarına korelasyon denir. Üç temel korelasyon biçimi vardır.



Korelasyon Katsayısı : +1, -1, 0 korelasyon katsayıları tam ve mükemmel bağıntının ifadesidir.



Kritisizm (EleÅŸtiricilik) : Kristizm, bilgi teorisine aklı inceleyerek yaklaÅŸmaya çalışır. Bunun için de bilgiyi saÄŸlamada aklın rolünü ve deneyin rolünü ayrı ayrı ele alarak rasyonalizmle empirizmi uzlaÅŸtırmak ister.



Kutsal : KiÅŸilerin, nesnelerin ya da yerlerin yüceleÅŸtirilmesi ve deÄŸerlerinin TanrısallaÅŸtırılmasıdır.



Kültür : İnsanlığın maddi ve manevi anlamda yapıp ettiÄŸi her ÅŸeye kültür denir.



Kültürel Antropoloji : Tarım, hayvancılık türleri gibi kültürel özellikleri; inanç, gelenek, görenek gibi kültürel kalıpları; araç, gereç, sanat ve bilgiler gibi kültürel ürünleri konu edinir.

L



Laik Devlet : Laik devlet yönetiminde dinsel kurum ve kurallar dayanak alınmaz. Devlet, tüm din ve mezheplerin ayin ve ibadetlerinin özgürce yerine getirebilmelerinin güvencesidir.



Laiklik : Toplumsal kurumların iÅŸleyiÅŸ ve düzenlemelerinin dinsel kurallara dayanmadan yapılmasına laiklik denir.



Lavirat : EÅŸi  ölen kadının, kocasının kardeÅŸiyle evlenmesidir. Bu evlilik biçiminde kadının kocasından düÅŸen mirası alıp baba evine gitmesi, dul kadına toplumun iyi gözle bakmaması, kadının aileden ayrılması durumunda çocuklardan ayrılması ve kadının aileden ayrılması durumunda ailenin sırlarını dışarıya duyurması kaygıları etken olmuÅŸtur.



M



Maliyet Enflasyonu : Bir malın üretimi sırasındaki girdilerin fiyatların yükselmesi malın fiyatını yükseltir. ÖrneÄŸin,  üretim sırasında, hammadde girdilerinin, iÅŸçilik masraflarının artması satış fiyatının artmasına yol açar.



Manizm :  DoÄŸaüstü ve gizli güçlerin bazı insanlarda bulunduÄŸuna inanılan din anlayışıdır.



Mantık : DoÄŸru bilgiye ulaÅŸmak için düÅŸünceler arasındaki iliÅŸki ve düzeni yöneten ilke ve yasaları saptayan alan mantık (lojik) tır.  Mantık doÄŸru düÅŸünmenin kurallarını koyar, ilkelerini saptar. Bilgi kuramı, bilginin objesi ile uygunluÄŸunu temellendirirken mantığın kural ve ilkelerine dayanır.



Mantık :  DoÄŸru düÅŸünmenin kurallarını koyan disiplindir. DoÄŸru düÅŸünme, kendini akıl yürütmede, verilen yargılardan sonuç çıkartmada gösterir. Yargı (önerme) ve akıl yürütme (çıkarım) mantığın temel kavramlarıdır. Yargının dayandığı doÄŸru, bilgi doÄŸrusudur. “Åžu kalem siyahtır.” yargısında, kalemle onun siyah olup olmadığının uygunluÄŸu bilgi doÄŸrusu ile saptanır. Yargılara  dayanarak sonuç çıkartmak ise mantık (akıl) doÄŸrusudur.



Materyalizm : Gerçekten var olan maddedir. DüÅŸünce ve ruh maddenin ürünüdür.



Materyalizm :  İdealizmin tam tersine düÅŸünceyi (ideayı) maddenin bir sonucu olarak görür. Madde düÅŸünceden bağımsız olarak vardır ve bütün varlıklar maddeden türemiÅŸtir. İlk ÇaÄŸ doÄŸa filozoflarından Demokritos’a göre, evrenin ana maddesi maddi nitelikteki küçük atomlardır. DüÅŸünce ve ruhsal olaylar atomların boÅŸ mekandaki hareketlerinin sonucudur. Epikuros da Demokritos gibi “atom” u evrenin ana maddesi kabul eder. Yeni ÇaÄŸ materyalizminin öncülüÄŸünü Thomas Hobbes yapar. Hobbes, dünyadaki tüm olayları mekanik hareketler çerçevesinde maddi hareketler olarak görür. La Mettrie’ye göre ruhsal faaliyetlerin kaynağı maddi bedendir. İnsan ve hayvan arasında mekanik faaliyetler açısından özde bir fark yoktur. İnsan da hayvan da birer makinedir. İnsan, doÄŸa üstü bir varlık tarafından yaratılmamıştır.



Matrilokal : Aile, kadının evinde kuruluyorsa, bu evlilik biçimi matrilokaldır. Erkek evlilik sonucu kadının evine gelir ya da çocuklar kadının yanında kalırlar. Anaerkil ailede de gördüÄŸümüz gibi ilkel toplumlarda erkek kadının ailesiyle oturmaz ama çocuklar kadının yanında ve sorumluluÄŸundadır.



MazoÅŸizm : Kendine acı verdirerek cinsel doyum saÄŸlama tutkusu ve eylemi olarak kendini gösteren bir cinsel sapıklık (paraphilia) tır. Bir kiÅŸilik bozukluÄŸu olarak da görülür. Freud’a göre kiÅŸinin yıkıcı ya da yok edici eÄŸilimlerini kendi benliÄŸine yöneltmesi.



Meal : Tercümeden biraz daha geniÅŸ olarak yapılan çevirilerdir.



Meditasyon : Beden üzerinde ruhsal denetim saÄŸlayarak gerginlikten ve kaygıdan kurtulmaya meditasyon denir. Meditasyon sırasında kiÅŸi, kasların gerginliÄŸini, solunum gibi bedensel iÅŸlevleri belirli ölçüde denetim altında  tutar.



Mekan Algısı : Gözleyenin, belirli bir nesnenin yön, büyüklük, biçim, uzaklık gibi özellikleri üzerine duyu organları yoluyla edindiÄŸi algıya denir.



Mekanik Zeka : Araç, gereç ve makineleri yapıp kullanmada kendini gösterir. Çocukluk yıllarında kendini gösteren bu zeka, bozulan bir oyuncağı tamir ederken, yap-boz türü oyuncaklarla uÄŸraşırken yoÄŸun biçimde kullanılır.



Mekanizm : Evrende her ÅŸey nedensellik ilkesine göre oluÅŸmuÅŸtur.



Metafizik : DoÄŸa üstü konuları ele alan, bunları akıl yoluyla açıklamaya çalışan, evren ve insanla ilgili kanıtlanması ve çürütülmesi mümkün olmayan yorumlar getiren felsefe alanı metafiziktir.



Millet : Belli bir toprak üzerinde yaÅŸayan, ortak tarih ve ülküleri benimseyen insanların oluÅŸturduÄŸu topluma millet denir.



MonarÅŸi : Tek kiÅŸinin hakimiyetine dayanan devlet ÅŸeklidir. Yasama, yürütme ve yargı yetkileri tek kiÅŸide toplanır.



Monogami (tek eÅŸle evlilik) : Bir kadının ya da erkeÄŸin aynı anda tek eÅŸle evlilik yapmasıdır. Dünyada en yaygın görülen evlilik biçimidir.



Monografi : Aile, köy gibi küçük grupların ya da bir örnek olayın tüm deÄŸiÅŸkenleriyle derinlemesine bir ÅŸekilde incelenmesidir.



Monoteizm (Tek tanrıcılık) : Tek ve soyut bir tanrıya inanılan din anlayışıdır. Müslümanlık ve Hıristiyanlık gibi dinler Orta ÇaÄŸ feodal toplumlarında doÄŸup yaygınlaÅŸmıştır.



Moron (Debil-Ahmak) : Zeka bölümü yaklaşık 50 – 69 dolayında olanlardır. Okuma – yazma öÄŸrenebilir, basit matematik iÅŸlemleri yapabilirler. Soyut düÅŸünmenin gerekli olmadığı kolay iÅŸlerle uÄŸraÅŸabilir, basit beceriler geliÅŸtirebilirler. Yaklaşık 10 – 12 yaÅŸlarındaki çocukların davranışlarını gösterirler.



N



Naturizm : DoÄŸal varlıkların ve olayların kutsallaÅŸtığı din anlayışıdır. Tarımın insan yaÅŸamında önem kazanması ile tarımsal üretimi yöneten doÄŸal olaylar kutsallaÅŸmıştır.



Negatif (Olumsuz) Korelasyon : İki değişken arasında biri artarken diğeri azalan ters orantılı bir ilişki varsa korelasyon negatiftir.



Neolokal : Evlilik sonucu kadın ve erkek kendi ailelerinden ayrılarak ayrı bir yerde yeni bir aile kurarlar.



Nevrotik Bozukluklar (Nevrozlar) :  KiÅŸiliÄŸin ve uyumun tümünü etkilemeyen, genellikle bunalım ve beden iÅŸlevleri üzerine yakınmalarla kendini belli eden ruhsal kaynaklı hastalıklardır.



Niceleme Mantığı : Önermelerin niceleyicilerini de (her, bazı) sembolleÅŸtirip niceleyicileri de dikkate alarak denetlemeler yapan mantık alanı niceleme mantığıdır. Niceleme mantığına yüklemler mantığı da denir. Yüklemler mantığı önermeleri  iç yapıları ile sembolleÅŸtirir.



Nihilizm (Hiççilik) : Nihilizme göre hiçbir varlık gerçekten var deÄŸildir ve varlığı var olan olarak kabul eden görüÅŸlere karşı çıkar. Ancak daha genel bakıldığında nihilizm hiçbir deÄŸer ve kural tanımayan bir görüÅŸtür ve toplumda düzeni saÄŸlayan tüm otoriteleri reddeder. Nihilizm bu biçimiyle siyasal anlamda anarÅŸizme temel oluÅŸturur.



Normal davranış : Belirli  doÄŸal ve toplumsal ortamlarda, dıştan ve içten gelen belirli ÅŸiddet ve süredeki uyaranlara, insanın alışılagelen, düzgün, doÄŸru, kurala uygun biçimde cevap verilmesi, tepki göstermesidir.



Nötr Korelasyon : İki deÄŸiÅŸken arasında hiçbir iliÅŸki olmamasıdır.



Nüfus Baskısı : Geçim kaynaklarının insanca yaÅŸatacağı nüfusun üzerinde nüfus sayısına sahip olan ülkelerde nüfus baskısı yaÅŸanır. Nüfus baskısı genelde nüfus patlaması sonucu yaÅŸanır.



Nüfus BileÅŸimi : Nüfusun yaÅŸa, cinsiyete, eÄŸitim durumuna, sınıfsal konumuna göre oransal dağılımına nüfus bileÅŸimi denir. Nüfus bileÅŸimi toplumsal yaÅŸamın anlaşılmasında önemli bir veri olarak deÄŸerlendirilir.



Nüfus HareketliliÄŸi : Bir toplumda nüfusun tümünün ya da bir kısmının ekonomik, siyasal, kültürel ve coÄŸrafi nedenlerle bir yerden bir yere göç etmesidir. Nüfus hareketliliÄŸi sosyolojik olarak iç göçler ve dış göçler biçiminde yaÅŸanır.



Nüfus Patlaması : Bir toplumda beslenme, barınma ve saÄŸlık sorunlarının çözülmesi sonucu çocuk ölüm oranlarının düÅŸmesi  ve ortalama ömrün uzaması nedeniyle nüfusun beklenenden fazla artmasına nüfus patlaması denir.



Nüfus YetersizliÄŸi :  Ülkede var olan ekonomik ve doÄŸal kaynakları iÅŸletecek kadar nüfus bulunmaması nüfus yetersizliÄŸine yol açar. Nüfus yetersizliÄŸi yaÅŸayan ülkeler doÄŸurganlığı teÅŸvik ederek ve baÅŸka ülkelerden nüfus ithal ederek bu olumsuzluÄŸa çözüm ararlar.



O



Obsesyon : DüÅŸüncede ortaya çıkan takıntılardır. ÖrneÄŸin, bir annenin sürekli çocuÄŸunun başına kötü ÅŸeylerin geleceÄŸini düÅŸünmesi obsesyondur.



OligarÅŸi : Hakimiyetin bir gruba veya bir sınıfa ait olduÄŸu devlet yönetim ÅŸekli.



Olumlu Transfer (pozitif transfer) : Önceki örenilenlerin yeni öÄŸrenmeyi olumlu yönde etkilemesidir. ÖrneÄŸin, bir otomobili kullanmayı öÄŸrenen bir kiÅŸi baÅŸka otomobilleri de kullanabilir.



Olumsuz Transfer (negatif transfer) : Önceki öÄŸrenilenlerin yeni öÄŸrenmeleri olumsuz yönde etkilemesidir. ÖrneÄŸin daha önceden öÄŸrenilmiÅŸ yanlış yabancı dil bilgileri, konuyla ilgili öÄŸrenmeleri zorlaÅŸtırır.



Ontoloji : Varlıkla ilgili sorunların tartışıldığı metafizik alanı ontolojidir.



Otodeterminizm : Determinizm ve indeterminizm arasında uzlaÅŸma saÄŸlamaya çalışan görüÅŸtür. Kant’ta ifadesini bulan bu görüÅŸe göre, insan kendi iradesi ile ahlak yasalarını özgürce belirler. Bu nedenle ahlak yasaları  insanın dışında konulan ve uyulması istenen yasalar deÄŸildir. İnsan, kendi özgür iradesiyle belirlediÄŸi genel geçer  ahlak yasalarına yine kendisi uyar.



Otokratik Devlet : Yasama, yürütme, yargı güçlerini kiÅŸi ya da kiÅŸiler kullanır. Otokratik devlette yönetici ya da yöneticiler kararları yukardan alırlar ve halka dayatırlar. Halkın yönetime katılma yetkisi ve hakkı yoktur.





Ö



ÖÄŸretim : Belli bir amaca ulaÅŸabilmek için önceden tespit edilen bilgilerin kiÅŸiye kazandırılmasına öÄŸretim denir.



Önerme : Yargı bildiren deyiÅŸlere önerme denir. Yargı ise iki fikir arasında iliÅŸki kurmaktır. Önerme doÄŸru ya da yanlış gibi bir doÄŸruluk deÄŸerine sahip olmalıdır.



Ön Hazırlık : Gözlemlerle ve yapılan ön araÅŸtırmalarla konuyu tanımak ve betimlemektir.



P



Panteizm (Tüm tanrıcılık) : Panteizm, Tanrı ve evreni bir gören, özdeÅŸ gören anlayıştır. Bu görüÅŸ, Tanrı’yı doÄŸanın dışında düÅŸünmez.



Para : Mal ve hizmetlerin fiyatını belirleyen deÄŸiÅŸim aracı ve deÄŸer ölçüsü olarak kullanılan kıymetli kağıt ya da madenlere para denir.



Paranoya : Bu tür düÅŸünce bozukluÄŸu gösterenlerde büyüklük, üstünlük, zenginlik, aÅŸk, icat, keÅŸif, düÅŸmanlık, kıskançlık gibi konularda gerçekle iliÅŸkisi olmayan düÅŸünceler vardır. Hasta, halüsinasyon görmez ancak; büyüklük, kötülük görme, aşık olma gibi hayaller görür.



Parlamento : Halkın oyu ile seçilen ve yasam gücünü kullanan milletvekillerinin oluÅŸturduÄŸu meclistir. Parlamentonun temel görevi yasa yapmak, yasa deÄŸiÅŸtirmek, iÅŸlevini yitiren yasaları yürürlükten kaldırmaktır. Bunun yanı sıra parlamento, hükümetleri oluÅŸturur ve çalışmalarını denetler, yaptığı bütçe ile devletin parasını harcama yetkisini hükümete verir.   



Patrilokal : Evlilik sonucu kadın erkeğin evine gelir ve aile erkeğin evinde kurulur.



Peygamber :  Tanrı’nın, buyruklarını insanlara iletmek üzere seçtiÄŸi kiÅŸidir.



Poligami (çok eÅŸle evlilik) : Bir erkeÄŸin birden çok kadınla ya da bir kadının birden çok eÅŸle aynı anda evli olmasıdır.



Politeizm (Çok tanrıcılık) : Farklı dinlere inanan grupların bir arada yaÅŸaması sonucu oluÅŸan tüm toplumsal gruplarda site devletlerinde ağırlıklı olarak görülür.



Pozitif (Olumlu) Korelasyon : İki değişken arasında birlikte artan ya da birlikte azalan doğru orantılı bir ilişki varsa korelasyon pozitiftir.



Pozitivizm (Olguculuk) : DoÄŸa bilimlerinin hızlı bir biçimde geliÅŸtiÄŸi 19. yüzyılda doÄŸmuÅŸtur.  Felsefi sistemler yaÅŸadıkları çağın özelliklerinden etkilenerek biçimlenir. Pozitivizm de 19. yüzyıla damgasını vuran doÄŸa bilimlerinden etkilenerek doÄŸmuÅŸtur. Pozitivizm ancak duyu verilerine ve deneye dayanan olgusal dünyanın bilinebileceÄŸini ve bu bilgiye de bilim aracılığı ile ulaşılabileceÄŸini savunur.



Pragmatizm (Faydacılık) : Bilgiye fayda açısından yaklaÅŸan pragmatizm bir yaÅŸam felsefesidir. Amerika BirleÅŸik Devletleri’nde doÄŸan bu akım, felsefi bir akım olmanın ötesinde geniÅŸ halk kitlelerinin yaÅŸam biçimine dönüÅŸmüÅŸtür. Temeli İlkçaÄŸ filozoflarından sofistlere kadar inen pragmatizm bilgiyi faydaya dayandırır. Pragmatizme göre, ne ki faydalıdır  o bilgidir, ne ki bilgidir o faydalıdır.



Problem Çözme : Birçok durumda düÅŸünme, problem çözmeye yöneliktir. KiÅŸinin bir amaca, hedefe ulaÅŸmaya çalışırken bir engellemeyle karşılaÅŸmasına ya da karşılaÅŸtığı zorluÄŸu aÅŸamamasına problem denir. Problem çözümüne yönelik olarak düÅŸünmenin olabilmesi için öncelikle karşılaşılan engelleme durumunun kiÅŸi tarafından problem olarak algılanması gerekir.



Psikoloji :  İnsanların duyumsal (görme, tad alma, vb.) duygusal, davranışsal, biliÅŸsel (zihinsel) özelliklerini inceler. BaÅŸka bir deyiÅŸle psikoloji insan doÄŸasını inceleyen bir bilimdir.



Psikoloji İllüzyon : Ortamdaki uyarıcının bireyin kaygı ve korkularına baÄŸlı olarak yanlış algılanmasıdır.



Psikometrik Psikoloji : Psikolojinin sonuçlarını testler, anketler aracılığı ile sayısallaÅŸtırmak, psikolojide kullanılmak üzere ölçüm araçlarının geliÅŸtirilmesini saÄŸlamak, böylece psikolojinin sonuçlarını daha somut, açık, kısa bir biçimde ifade etmek, psikometrinin konusuna girer.



R



Rasyonalizm (Akılcılık) : Rasyonalizme göre, zorunlu, kesin ve genel geçer bilgilere ancak akılla ulaşılır. O halde doÄŸru bilginin kaynağı akıldır. Duyu organlarının verileri geçici ve doÄŸruluÄŸu kesin olmayan bilgilerdir ve bu verilere güvenilemez. Felsefe evreni ve insanı kavrarken aklı kullanarak doÄŸru bilgilere ulaÅŸabilir.



Realizm (Gerçekçilik) : Varlık vardır anlayışı realizmdir. Realizm varlığın insan bilincinin dışında, insan bilincinden bağımsız olarak var olduÄŸunu savunur. Realizmle ilgili bir baÅŸka tartışma konusu da varlığın ne olduÄŸu problemidir.



Refleks : Dıştan gelen uyarıcılar karşısında aniden gösterilen istem dışı tepkilere refleks denir.



Rehberlik ve Danışmanlık Psikolojisi : Normal yaÅŸamda karşılaşılan sorun ve sıkıntıları, çevreye uyum güçlüklerini ele alan psikoloji dalı rehberlik ve danışmanlık psikolojisidir. Klinik psikoloji akıl hastalığı düzeyindeki davranış bozukluklarını inceler.  Rehberlik ve danışma psikolojisi klinik psikolojisinden farklı olarak normal sınırlar içinde kalan sorunları ele alır.



Rekabet (Yarışma) : Piyasaya aynı malı süren firmaların mücadelesidir.



Revalüasyon : Bir devletin ulusal parasının yabancı paralar ve altın karşısında deÄŸer kazanmasıdır.



Rüya : Uykuda görülen görsel imgelerdir.

Felsefe, Psikoloji, Sosyoloji, Mantık Terimleri Sözlüğü(S-R)

S



Sadizm : BaÅŸkalarına eziyet etmek, acı çektirmek tutkusu ve eylemi. Cinsellik de içerebilir. Bir cinsel kimlik ve kiÅŸilik sapmasıdır.



Safsata (Sofizma) : Yanlış öncüllerden yanlış sonuç çıkartmak ya da doÄŸru öncüllerden kıyasın kurallarına uymayarak yanlış sonuç çıkartmaktır. Örnek : Bütün büyük futbolcular ünlüdür. Türkan Åžoray futbolcu deÄŸildir. O halde Türkan Åžoray ünlü deÄŸildir. Ya da, Az bulunan ÅŸeyler kıymetlidir. Kör at az bulunur. O halde kör at kıymetlidir.



Sanat Bilgisi : Sanatçı özne (sübje) nin, nesnel dünyayı, estetik duygusu oluÅŸturacak biçimde kendinden bir ÅŸeyler katarak yeniden yaratmasıyla sanat bilgisi oluÅŸur.



Sayıştay : Parlamento bütçe ile devlet adına para harcama yetkisini hükümete verir. Sayıştay, hükümetin bu paraları parlamentonun belirlediÄŸi alanlara harcayıp harcamadığını parlamento adına denetler.



Seçim : Halkın belirli bir süre için kendini yönetecek vekillerini seçmek üzere oy kullanmasına seçim denir. Demokrasilerde seçimler gizli oy, açık sayım ilkesine göre yapılır. Seçimler sonucu çoÄŸunluÄŸun yönetim hakkı doÄŸar. En çok oyu alan parti ya da partiler iktidar olup kurdukları hükümet aracılığı ile yürütme yetkisini kullanırken, diÄŸer parti ya da partiler muhalefet görevini üstlenerek hükümet çalışmalarını denetler.



Septisizm (KuÅŸkuculuk, Åžüphecilik) : KuÅŸkucu Pyrhon (Piron), verilen her yargının çeliÅŸiÄŸi için de güçlü nedenler olduÄŸunu söyleyerek, hiçbir konuda kesin yargıya varılamayacağını ileri sürer. Duyumcu (Sensüalist) kuÅŸkuculardan Sextus Empricus’a göre doÄŸru bilgi olanaksızdır. Çünkü; aynı ÅŸeyler farklı insanlarda farklı etkiler yapar.  Her insan duyu bakımından farklı yaratılmıştır.  Algılar, içinde bulunduÄŸumuz duruma göre deÄŸiÅŸir.



Sermaye : Üretimin adedini ve kalitesini artıran üretim araçları ve hammaddelerdir.



Sessiz KonuÅŸma : DüÅŸünme iÅŸleminin imgelemede olduÄŸu gibi nesnelerin görüntüleriyle deÄŸil, kavramların ve sözcüklerin zihinde canlandırılmasıyla yapılmasıdır. Davranışçı ruh bilim uzmanlarından olan Watson’a göre içimizden söylediÄŸimiz (o sözcüÄŸü içimizden söylerken farkında olmadan küçük kas hareketleri de yaparız) bir sözcük baÅŸka bir sözcük için uyaran görevi yapar ve bu iÅŸlem zincirleme olarak devam eder ve düÅŸünme gerçekleÅŸir. Bir davranış bazen sözel olarak düÅŸünülemez motor alışkanlıkla “içsel hareket” ÅŸeklinde zihnimizde canlandırılarak düÅŸünülür.



Simge : SözcüÄŸün, aynı varlığa, durum ya da eyleme iÅŸaret etmesidir.



Sistematik Gözlem : AraÅŸtırmacının belirli teknikleri kullanarak, gözlem ortamını denetim altına alarak gözlem yapmasıdır. Sistematik gözlemde araÅŸtırmacı, görüÅŸme ve gözlem çizelgeleri hazırlayabilir, soru kağıtları ve test gibi araçlardan yararlanabilir.



Sivil Toplum : Devlet otoritesi ve kurumları dışında kendi hak ve özgürlüklerini savunabilen örgütlenmelerdir.



Siyasal Parti : Yurt ve ülke sorunlarını çözmek ve devleti yönetmek için iktidara gelmek amacı ile kurulan örgütlenmelere siyasal parti denir.



Sofizm : Sofist felsefe İ.Ö. 5. yüzyılda, doÄŸa filozoflarına tepki olarak doÄŸar. Sofistlere göre duyu verileri insanlara göre deÄŸiÅŸtiÄŸinden kesin bilgilere ulaÅŸmak olanaksızdır. Bu yüzden bilgi görelidir (relatiftir). Protagoras’a göre insan her ÅŸeyin ölçüsüdür. Gorgias ise “Hiçbir ÅŸey yoktur. Olsa bile bilinemez. Bilinse bile baÅŸkasına aktarılamaz.” diyerek doÄŸru bilginin olanaksızlığını dile getirmiÅŸtir.



Sororat : ErkeÄŸin ölen eÅŸinin kardeÅŸiyle evlenmesidir. Bu evlilikte de annesiz kalan çocuklara en iyi teyzelerin bakabileceÄŸi mantığı egemendir.



Sosyal Algı : Bireyin içinde yaÅŸadığı toplumun etkisi ile kiÅŸi, nesne ya da durumları algılayıp tutumlar oluÅŸturmasına sosyal algı denir. ÖrneÄŸin, bir genç sempati duyduÄŸu siyasal parti ile ilgili tutumunu ailesinin etkisiyle oluÅŸturabilir.



Sosyal Devlet : Demokrasilerde devlet, yurttaÅŸlarının sosyal ve kültürel gereksinimlerini karşılamak zorundadır. Devlet bu görevi yerine getirmek için vergi alır, bütçeden bu etkinlikler için pay ayırır.



Sosyalist Devlet : Üretim araçlarının mülkiyeti ve kullanma hakkı kamu adına devletindir. Devlet, üretimi kamu ihtiyaçlarını temel alarak planlar.



Sosyal Psikoloji : Bireyin grup içinde deÄŸiÅŸen davranışları ve grupların ortak davranışlara yönelmelerini araÅŸtıran alana sosyal psikoloji denir.



Sosyal ve yasal engeller : Bireyin amacına ulaşmasını engelleyen toplumsal değerler ve kanunlara sosyal ve yasal engeller denir.



Sosyal Zeka : Toplumsal çevreye uyum saÄŸlamada, insanlarla iyi iliÅŸkiler kurmada kendini gösterir. Sosyal zekasını iyi kullanan bir insan çevresinde sevilir, sayılır, lider özellikleri ile sivrilip insanları etkiler.



Sosyoloji : Toplumsal iliÅŸkileri ve bu iliÅŸkileri düzenleyen devlet, eÄŸitim, ekonomi, din, aile gibi kurumların yapılarında ve görevlerinde (iÅŸlevlerinde) meydana gelen deÄŸiÅŸmeleri somut koÅŸulları içinde inceleyen bilime sosyoloji denir.



Sosyometri : Küçük gruplarda kimin kimden hoÅŸlanıp hoÅŸlanmadığını saptamaya yarayan bir tekniktir. Sosyometri küçük gruplarda yıldız ve itilen kiÅŸileri saptamaya yarar. Testin sonuçlarından yararlanarak grubun sosyogramı (iliÅŸki haritası) çıkartılır.



Soyutlama : Gerçekte ve günlük yaÅŸantıda nesnelerden ayrılma özelliÄŸi olmayan nitelikleri (zihinde) nesneden ayırarak düÅŸünebilmeye soyutlama denir.



Soyut Zeka : Sembol kullanarak düÅŸünme yeteneÄŸidir. Çocuklukta pek kendini göstermeyen bu zeka, on iki yaÅŸ ve sonrasında ağırlıklı olarak kendini gösterir.Soyut zeka, gerçekte var olmayan, ancak var olanlar arasındaki iliÅŸkilerden zihnin soyutlama ve genelleme gücüyle elde ettiÄŸi sembollerle uÄŸraşır.



Sözel DüÅŸünme : Küçük çocuklar sözcükleri kullanmaya baÅŸlamadan önce kavramları kullanmaya baÅŸlarlar. ÖrneÄŸin “masa” sözcüÄŸünden önce masa kavramı çocuklarda oluÅŸmuÅŸtur. KonuÅŸmaya baÅŸladıklarında ise yaptıkları ÅŸey daha önceden öÄŸrendikleri kavramlarla yetiÅŸkinlerin kullandığı sözcükler arasında iliÅŸki kurmaktır. Okul eÄŸitiminin baÅŸlamasıyla beraber kavramsal düÅŸünmenin sözel düÅŸünmeye dönüÅŸmesi hızlanır.



Stres : Organizmanın uyumunu bozan her türlü dış ve iç etkiye stres denir.



Sure : İki veya daha fazla ayetin bir araya gelmesiyle oluÅŸan bölümlere sure adı verilir.
Åž



Åžizofren : Åžizofreninin anlamı ruhsal yaÅŸamda bölünme, parçalanma, yarılmadır. Bu durum, hastanın gerçeklikle olan baÄŸlantısını bozar.



T



Talep (İstem) : Alıcıların bir malı isteme derecesidir.



Talep Enflasyonu : Bir mal ya da hizmetin arzı az, talebi çoksa malın fiyatı yükselir.



Tanıma : Bir uyarıcının, önceden görülüp görülmediÄŸine karar verilmesidir.



Tanrı :  Evrende öncesiz ve sonrasız olarak var olan ve her ÅŸeyi yaratan yüce varlıktır.



Taoizm : Nihilizmin bir baÅŸka biçimi de İlk ÇaÄŸda Çin’de görülen taoizm’dir. Lao-Tse’nin kurduÄŸu taoculuk, gerçeÄŸin tüm çeÅŸitliliÄŸine karşın “bir” (Tao) olduÄŸunu ve bunun adının, biçiminin, maddesinin, görüntüsünün olmadığını savunur. Aldatıcı olan dünya varlıktan yoksundur.



Tasavvuf :  Tasavvuf, insanın sezgi yoluyla, ibadet yoluyla kendinden geçerek Tanrı’ya eriÅŸmesinin ve onla bütünleÅŸmesinin yollarını gösteren bir öÄŸretidir. Tasavvufa göre insan Tanrı’ya akıl yoluyla deÄŸil, gönül yoluyla ulaşır. Bu yüzden tasavvuf insanın dinsel anlamda nasıl yaÅŸamasını iÅŸaret eden bir yaÅŸam felsefesidir.



Tefsir : Kur’an’daki ayetleri en geniÅŸ yorumlayan bilim dalıdır. Bu iÅŸle uÄŸraÅŸanlara Müfessir adı verilir.



Teizm: Evreni ve insanı yaratan öncesiz ve sonsuz bir Tanrı’nın varlığını kabul edip, Tanrı’nın aynı zamanda dünya ile sürekli iliÅŸki içinde olduÄŸunu kabul eden görüÅŸ Teizm’dir. Teizme göre Tanrı dünya ile iliÅŸkisini dinler aracılığı ile kurar.   



Tek (Üniter) Devlet : Devletin egemenlik hakkını kullandığı tüm sınırlar içinde aynı yasalar geçerlidir.



Teknik Bilgi : İnsanların yaÅŸamlarını kolaylaÅŸtıran araç ve gereçlerin yapılmasının bilgisi teknik bilgidir.



Teknoloji : Üretim araçlarının gücünü ve etkinliÄŸini artırmak için bilimsel buluÅŸların araç ve gereçlere uygulanmasıdır.



Teokratik Devlet : Teokratik devlette yasama, yürütme, yargı yetkilerinin kaynağı tanrı, din ve kutsal kitaptır. Teokratik devlette tüm düzenlemeler dinsel normlara uygun olarak yapılır.



Teoloji : Evrende olup biten her ÅŸeyi tanrıya baÄŸlayan görüÅŸtür.



Teoloji (erekbilim) : Evren bir ereÄŸe göre oluÅŸmuÅŸtur. Genelde, Tanrı’nın evreni bilinçli ve planlı bir biçimde yarattığını savunan bir görüÅŸtür.



Tepki : Organizmanın uyarımlara verdiği yanıttır.



Test : Birden fazla insanın davranışlarını karşılaÅŸtırmak amacı ile uygulanan sistematik ölçme tekniÄŸidir. Sözlü ya da yazılı olabilen testler zeka, yetenek, kiÅŸilik, bilgi, ilgi gibi özellikleri ölçmek için kullanılır.



Toplu (Federal) Devlet : Devletin yasal egemenliÄŸinin bölgelere göre deÄŸiÅŸtiÄŸi ancak tüm bölgeler için geçerli merkezi yasaların  da olduÄŸu devlettir. Devlet içinde yer alan devletçikler (federe devletler) kendi yasalarını kendileri yaparlar. Ancak tüm devletçikler ulusal savunma, dış ticaret, dış politika gibi konularda merkezi devlete baÄŸlıdırlar.



Toplumsal deÄŸer yargıları : Toplumun düÅŸünce ve inanışları mal ve hizmetlerin deÄŸerlerinin belirlenmesinde etkili olur. ÖrneÄŸin; Domuz etinin Müslüman toplumlarda ekonomik deÄŸeri yoktur.



Toplumsal Güdüler : İnsanların toplumsal gereksinimlerinin giderilmesine yönelik güdülerdir.



Toplumsal Hareketlilik : Toplumsal tabakalar arasındaki geçiÅŸkenliÄŸe toplumsal hareketlilik denir.



Toplumsal Kategoriler : Belli özellikleri bakımından bir arada düÅŸünülen insan topluluÄŸuna kategori denir.



Toplumsal Kontrol Mekanizmaları : Toplumda düzeni saÄŸlayan kuralların, toplumda yer alan birey ve grupları, ortak deÄŸer, inanç ve ölçülere uymaya zorlamasıdır.



Toplumsal Kurum : Toplumun gereksinmelerinden doÄŸan, toplumsal yapıda yer alan norm ve deÄŸerleri korumak açısından zorunlu, nispeten sürekli örgütlenmelere toplumsal kurum denir.



ToplumsallaÅŸma (SosyalleÅŸme) : Biyolojik varlık olarak dünyaya gelen insanın, toplumun deÄŸerlerini öÄŸrenmesi sürecine toplumsallaÅŸma (sosyalleÅŸme) denir.



Toplumsal Olay  : İnsanlar arası iliÅŸkilerden doÄŸan, bir defada olup biten yeri ve zamanı belli toplumsal oluÅŸumlara toplumsal olay denir. ÖrneÄŸin, Ahmet ile AyÅŸe’nin evlenmesi, Türkiye’deki 1974 genel seçimi birer toplumsal olaydır.



Toplumsal Olgu : Toplumsal olayların tekrar etmesiyle doÄŸan, mekandan ve zamandan bağımsız kavramlardır. ÖrneÄŸin, Ahmet ise AyÅŸe’nin evlenmesi bir toplumsal olayken evlilik bir toplumsal olgudur. Türkiye’deki 1974 genel seçimi bir toplumsal olayken seçim bir toplumsal olgudur.



Toplumsal Prestij : Bireyin statülerine toplumun verdiÄŸi deÄŸere prestij denir. Prestij kavramı, toplumdan topluma ve aynı toplumda zaman içerisinde deÄŸiÅŸen dinamik bir kavramdır. ÖrneÄŸin, Cumhuriyetin kuruluÅŸ yıllarında öÄŸretmenlerin prestiji (saygınlığı) yüksekken, günümüzde iÅŸletme, maliye, bankacılık gibi meslek gruplarının prestiji artmıştır.



Toplumsal Rol : Toplumun, belirli toplumsal statülerdeki kiÅŸilerden, yapmalarını beklediÄŸi davranışlara toplumsal rol denir. ÖrneÄŸin toplum, doktorlardan, giyimlerinden hastalarıyla iliÅŸkilerine varıncaya kadar belirli davranışlar bekler. Toplumun bireyden beklediÄŸi rollerle, bireyin gerçekleÅŸtirdiÄŸi roller arasında farklılıklar gözlenebilir. Farklı statülerin birbirleriyle olan iliÅŸkileri rol pekiÅŸmesine ya da rol çatışmasına neden olabilmektedir.



Toplumsal Statü : Bireyin toplum içinde iÅŸgal ettiÄŸi mevkie (konum) statü denir. BaÅŸka bir deyiÅŸle statü, bireye toplum içinde hak ve sorumluluklar yükleyen konumdur (mevkidir). Birey toplum içerisinde birçok statüye sahiptir. ÖrneÄŸin sizler; öÄŸrenci, kardeÅŸ, dayı, amca, arkadaÅŸ, yurttaÅŸ statülerinden bir kaçına ya da hepsine sahip olabilirsiniz.



Toplumsal TabakalaÅŸma : Toplumda yer alan sınıf ve tabakaların, toplumsal hiyerarÅŸide alt, orta, üst diye derecelendirilmesidir.



Toplumsal Yapı : Toplum, üyeleri arasında iÅŸ birliÄŸi bulunan ve bu iÅŸbirliÄŸini denetleyen kuralların bulunduÄŸu; coÄŸrafi bir yeri ve ortak kültür olan; çok ya da az ölçüde kurumlaÅŸmış iliÅŸkiler bütünüdür.



Toplumsal Yığın : Aynı mekanı paylaşmalarına karşın aralarında karşılıklı ilişkiler bulunmayan insan birikimleridir.



Totemizm : Kutsal sayılan bitki ve hayvanlara tapılan din anlayışıdır. Ağırlıklı olarak ilkel toplumlarda görülür.



Trafik : Yayaların, hayvanların ve araçların karayolları üzerindeki hal ve hareketlerine trafik denir.



Transfer : Önceki öÄŸrenilenlerin yeni öÄŸrenmeleri etkilemesine transfer denir.



Tüketim : Mal ve hizmetlerin ihtiyaçlarını gidermek amacıyla kullanılmasıdır. Tüketim, bireylerin gelir düzeyi ile doÄŸru orantılı fiyatlarla ters orantılıdır. Gelir düzeyi arttıkça tüketim artar; fiyatlar arttıkça tüketim azalır. Gelirin tüketilmeyen bölümüne ise tasarruf denir.



Tüketim malı : İnsanların ihtiyaçlarını karşılamak üzere doÄŸrudan kullandıkları mallardır. Kısa sürede kullanıp yok ettiÄŸimiz mallar dayanıksız tüketim malı, uzun süreli kullanıp eskittiÄŸimiz mallar dayanıklı tüketim malıdır.



Tümden gelim : Genel yargılardan özel bir olayın ya da nesnenin bilgisinin çıkartılmasıdır.



Tümdengelim (Dedüksiyon) : Zihnin genel yargılardan özel sonuçlar çıkarmasıdır. Örnek : Bütün madenler ısınınca genleÅŸir. “Demir madendir.” O halde, demir ısınınca genleÅŸir. Tümdengelimin doÄŸruluk deÄŸeri kesindir. Çünkü bütün doÄŸru ise parça da doÄŸru olmak zorundadır. “Bütün madenler ısınınca genleÅŸir.” “Demir ısınınca genleÅŸir.” Tümdengelim, mantık doÄŸrusunun açık bir örneÄŸidir.



Tümevarım : Gözlemlerden, tek tek olaylardan ya da nesnelerden yola çıkarak genel yargılara ulaÅŸmaktır.



Tümevarım (Endüsksiyon) : Zihnin tek tek olgularla ilgili yargılardan hareket ederek genel sonuçlara ulaÅŸmasıdır. Örnek : “Ali, AyÅŸe, John, Brigitte insandır ve ölümlüdür.” O halde, bütün insanlar, ölümlüdür. Tümevarımın doÄŸruluk deÄŸeri olasılıklıdır. Yukarıdaki örnekte sonuç doÄŸru olduÄŸu halde, “Ali, AyÅŸe, John, Brigitte insandır ve sarı saçlıdır.” “ O halde, bütün insanlar sarı saçlıdır akıl yürütmesinde sonuç yanlıştır.”



Tür : Cinsin altında sıralanan ÅŸeylerdir. Gerçeklikleri farklı olan ÅŸeylere “bunlar nedir?”, diye sorulduÄŸunda alınan yanıt türü gösterir. Cinsle karşılaÅŸtırıldığında içlemi çok  olan ÅŸeyler türdür.



U



Unutma : Önceden kazanılan bilgi ve becerilerin bellekteki izlerinin zamanla aşınması ya da silinmesidir.



Uyarıcı (uyaran) :Organizmayı etkileyen nesne, fiziksel güç ya da olayları anlatır.



Uyarım : İç ve dış çevreden gelen, duyu organları tarafından alınabilecek ÅŸiddette olan uyarıcıların organizmayı etkilemesidir.



Uzun Süreli Bellek : Uzun süreli belleÄŸe alınan bilgi uzun zaman aralığında hatırda tutulur, unutulmaz. Bu zaman aralığı 30 saniyeden baÅŸlayarak organizmanın tüm yaÅŸamı boyunca sürebilir. Cumhuriyet ne zaman kuruldu sorusuna, 29 Ekim 1923 dediÄŸinizde bu bilginiz uzun süreli bellekten gelmektedir.



Ü



Ülke : Devletin egemenlik hakkını kullandığı sınırları belirli toprak parçasıdır.



Üretim : Mal ve hizmetlerin fayda saÄŸlamak amacı ile biçiminin, yerinin ve adedinin deÄŸiÅŸtirilmesine üretim denir. ÖrneÄŸin, fayda saÄŸlamak amacı ile buÄŸday  tohumunu ekip büyüterek çok sayıda buÄŸday elde etmek, buÄŸdayın biçimini deÄŸiÅŸtirip un ve ekmek haline dönüÅŸtürmek, ekmeÄŸi fırından alıp satmak amacı ile pazara (bakkala, markete) taşımak birer üretim faaliyetidir.



Üretim malı : DoÄŸrudan tüketilmeyip bir baÅŸka tüketim malının elde edilmesine yarayan mallardır. BaÅŸka malları elde ederken kullanılan araç ve gereçler yani üretim araçları dayanıklı üretim malları, baÅŸka malları elde ederken kullanılan ham maddeler dayanıksız üretim mallarıdır.



Üst EÅŸik : Duyu organlarının bir uyarıcıyı duyumsamasının kaybolduÄŸu en yüksek ÅŸiddettir.



Ütopyalar : Hiçbir yerde var olmayan, ideal düzeni düÅŸüncede tasarlayan devlet anlayışları ütopik devlet anlayışlarıdır.



V



Vahiy :  Tanrı’nın buyruklarının peygamberlere duyurulmasıdır.



Vak'a incelemesi : Vak'a incelemeleri bir insanla ilgili ya da bazı olguların belirli anlarıyla ilgili yoÄŸun incelemelerdir. ÖrneÄŸin, Televizyonda gösterilen ÅŸiddet filmlerinin saldırgan davranışları özendirmesiyle ilgili bir vak'a incelemesinde, hava korsanlığını konu alan bir filmin etkileri incelenmiÅŸtir.



Varlık Fenomendir (Fenomenoloji) : Varlığı görüngü (fenomen) olarak kabul eden görüÅŸ görüngübilim (fenomenoloji) dir. Fenomenolojinin kurucusu Edmund Husserl, fenomenlerin duyu verileri ile bilinemeyeceÄŸini fenomenlerin özünün öznede kavranabileceÄŸini savunarak idealizme yakınlaÅŸan bir metafizik geliÅŸtirir.



Varlık İdeadır (İdealizm) : Varlığın idea (düÅŸünce) türünden olduÄŸunu ve her türlü gerçekliÄŸin düÅŸünceden kaynaklandığını savunan görüÅŸ idealizmdir.



VaroluÅŸçuluk (Egzistansiyalizm) : VaroluÅŸçuluk, insanın yaÅŸamını kendisinin kurması açısından özgür olduÄŸunu savunur. Kierkegaard, Heiddegger, Jaspers ve Sartre’a göre, insan, kendi varoluÅŸunu kendisi yaratır. Bir bıçak, önce zihinde tasarlanır, sonra yapılır. Bıçak için özgür seçim yoktur. Sadece insan, deÄŸerlerini kendisi yaratır ve özgür iradesi ile yolunu seçer. O halde, insanın “varlık” ı, “öz” ünden önce gelir. İnsan ahlaki olarak “varlık”  ı, “öz” ünden önce gelir. İnsan ahlaki olarak “iyi” ve “kötü” nün ölçütünü topluma göre deÄŸil kendi öz iradesi ile belirlemelidir. Bu nedenle evrensel bir ahlak yasasından söz edilemez.



VaroluÅŸçu Tedavi : VaroluÅŸçu terapide insanlar, toplum tarafından kiÅŸiliksizleÅŸtirilmiÅŸ, yaÅŸamlarının anlamını yitirmiÅŸ ve yabancılaÅŸmış olarak kabul edilirler. VaroluÅŸçu terapi, hastalarının varoluÅŸun anlamını keÅŸfetmelerine ve yaÅŸam, ölüm, özgür irade gibi büyük sorularla cesaretle yüzleÅŸebilmelerine yardım etmeye çalışır. VaroluÅŸçu terapistler, insanların yaÅŸamlarının geçmiÅŸ yaÅŸantılarınca mutlak olarak belirlenmediÄŸine ve insanların kendi kaderlerini belirleme ÅŸanslarının olduÄŸuna inanırlar.



Varsayım (Hipotez) : Gözlem ve ön araÅŸtırma sonuçlarına dayanarak oluÅŸan yargıyı geçici bir iddia olarak ileri sürmektir.



Y



Yadsıma (İnkar) : Bireyde aşırı kaygıyı uyandıracak olan dış gerçekliÄŸin yok sayılmasına yadsıma denir. ÖrneÄŸin, ölümcül bir hastalığa yakalanmış bir çocuÄŸun anne ve babası, tanıdan ve beklenen sonuçtan tamamıyla haberdar olmalarına karşın, bir ÅŸeylerin kötü gittiÄŸini kabul etmezler.



Yansıtma : KiÅŸinin, benliÄŸini tehdit eden yetersizliklerini, suçluluk duygularını baÅŸkalarına yüklemesine yansıtma denir.



Yaratıcı Problem Çözme : Karşılaşılan sorunlara alışılmışın dışında, orijinal çözüm yollarının bulunmasına yaratıcı düÅŸünme denir. Yaratıcı düÅŸünmede akıl yürütmeye ek olarak hayal kurma da (imgeleme) kullanılır.



Yargıtay (Temyiz) : Bağımsız mahkemelerin yargılamalarının sonucunda aldıkları kararların yasalara uygunluğunu denetler.



Yasa : Bireylerin toplum içindeki eylem ve davranışlarını düzenleyen yazılı hukuk kurallarıdır.



Yetersiz Uyarılma : Organizmanın alıştığı düzeyin altında uyarıcı ile karşı karşıya kalması sonucu fizyolojik ve psikolojik anlamda çevreye uyum gücünü yitirmesidir.



Yüce :  Tanrı’ya verilen en üstün sıfattır.



Yüceltme : Cinsellik ve saldırganlık gibi ilkel nitelikteki eÄŸilim ve isteklerin doÄŸal amaçlarından çevrilerek, toplumca beÄŸenilen etkinliklere dönüÅŸtürülmesidir. ÖrneÄŸin, birey saldırganlık eÄŸilimini boksör olarak doyurabilir.



Z



Zaman Algısı : YaÅŸadığımız zaman diliminin içinde bulunduÄŸumuz duruma göre, olduÄŸundan daha uzun ya da kısa algılanmasıdır.



Zeka : Bireyin, gerek sorunları çözerken gerek çevreye uyum saÄŸlarken var olan tüm yetenek ve becerilerini kullanması ile ortaya çıkan düzeydir. ÖrneÄŸin, bir öÄŸrenci bir matematik problemini çok kısa sürede çözerken bir baÅŸkası çok uzun sürede çözebilir. Bir baÅŸkası ise problemi çözemeyebilir.



Zihinsel Kurgu :  Karşılaşılan problemlere hep aynı davranış kalıplarıyla, yöntemlerle  çözüm aranması.



Zihinsel Tutum ve Kültürel Ortam : Kültürel ortamın yarattığı zihinsel tutum, nesne ya da olayların algılanmasını etkiler.

Mitoloji nedir ? Tarihsel süreç içerisinde doğuşu ve gelişmesi n

Turabi Saltık

Mitoloji nedir ? Tarihsel süreç içerisinde doÄŸuÅŸu ve geliÅŸmesi nasıl baÅŸlamıştır ? İnsanın mitolojiyle iliÅŸkisi nedir ? Bu iliÅŸki hangi gereksinimlerden kaynaklanmıştır ? YaÅŸamın mitolojiyle bağı nedir ? Bu sorulara cevap vererek baÅŸlayalım. Mitoloji sözcüÄŸü, Antik Yunan dilinde 'söz' ya da 'öykü' anlamına gelen 'mythos' tan türetilmiÅŸtir. BaÅŸlangıçta küçük ve kısa öyküler biçiminde ÅŸekillenen sözler hayal kurarak ve hayallerin süslenmesi özelliÄŸine bürünerek geliÅŸtirilmiÅŸtir.
Evrenin ve doÄŸa olaylarının gizemli sorularının çözümlenemeyiÅŸi karşısında insan, korku ve paniÄŸe kapılır. Bu gizemlerin bir düzen içinde algılanması, yorumlanması ve ustaca anlatılması, mitolojinin, insan düÅŸüncesinde, belli kalıplar içinde ÅŸekillenip doÄŸmasını saÄŸlamıştır. Giderek ÅŸiirsel ifadelerle ezgilere dönüÅŸtürülmüÅŸ ve destanlaÅŸtırılmıştır. İnsanoÄŸlunun kollektif ürünü olan destanların doÄŸuÅŸunun kesin tarihini belirlemek zordur. Bu zorluÄŸa raÄŸmen yine de, destanlardan, söylendikleri çaÄŸlara özgü bazı bilgileri edinmekteyiz.
DoÄŸanın ÅŸiddeti karşısında kalan insan; bu ÅŸiddetin kendisine yöneldiÄŸini görünce, bundan kurtulmak için bir 'yakarı' ve 'dua' baÅŸlatır. DoÄŸasal ÅŸiddetin bir güç, bir kuvvet, bir Tanrı tarafından yönlendirildiÄŸine inanır ve bu ÅŸiddetten zarar görmemek için yakarılarını ÅŸiirsel söylemlerle ifade etmeye baÅŸlar. Bu ÅŸiirler de destanlaÅŸarak kahramanların doÄŸmasını saÄŸlar.
İnsandaki korkuyu doÄŸasal ÅŸiddet doÄŸurmuÅŸtur. Korku ve panik korunmayı gerektirir. Korunma çabası içindeki ilk insan, kahramanlarını, mitoslarını ve mitolojisini yaratmıştır. Antik çaÄŸ insanında mitoloji böyle baÅŸlar. Yunan mitoslarında, Roma mitoslarında veya diÄŸer mitoslarda hep aynı süreç yaÅŸanmıştır.
Kuzey Kafkas Nart Mitolojilerinde o çağın insanı 'gök gürlemesi' ve 'yıldırım çarpması' gibi olaylar karşısında kalınca, Yıldırım Tanrısı "Şıble" yi doÄŸurmuÅŸtur. Yıldırımın verdiÄŸi zararları önleyebilmek için Yıldırım Tanrısına bir yakarı, bir dua zorunluluÄŸu ÅŸiirsel bir anlatımla kendini gösterir.
Åžöyle ki;
"Wua Yela Yela halkımıza vurma
Yela Yela, yaşamımızı koru
Yela Yela armut suyumuzu* serbestçe içir."

İlkçaÄŸ insanının düÅŸüncesinde doÄŸruyla yanlış ayrılmamıştır. DaÄŸda, ormanda dolaÅŸan genç kız, durgun akan suya bakınca Apollon'un yüzüyle karşılaÅŸtığını hayal eder. Bu özlem ve hayal, ÅŸu ÅŸiirsel dizelerle yansır mitolojiye:
"Bak nasıl yükseliyor Proteus denizden
Dinle, yaÅŸlı Tiriton borusunu çalıyor..."
Bu ÅŸiirsel ifadeyle anlatıldığı gibi, gerçek olmayan anlamlar ilk çaÄŸ mitolojisine ve insan düÅŸüncesine yansıtılmıştır. İnsan kendisine yönelen doÄŸasal ÅŸiddet ve korkuyu yok etmek için çözümler arar. Çözüm üretmekte zorlanınca, bu güçleri TanrılaÅŸtırır. TanrılaÅŸtırdığı güçleri kızdırırsa, zarara uÄŸrayacağına inanır. Zarara uÄŸrama tehlikesini ortadan kaldırabilmek için Tanrıların yanında yer alarak kurbanlar keser, tapınaklar kurar. Kahinler, falcılar, büyücüler ve rahipler de insanın korkularının içerisinde ve mitoloji kültüründe yer alırlar. DiÄŸer taraftan, korku ve kötülükleri yok etmek için kahramanlar yaratır; bu defa da yarattığı kahramanları tanrılaÅŸtırır. Tanrılarına kurbanlar adar. Adadığı kurbanlar o duruma gelir ki, kendi cinsini bile kurban eder. Bütün dünya kültürlerinde, halk destanlarında ve dinlerinde ortak bir özellik olarak 'kurban kesme' törenleri görülmektedir.
Kurban kesme seremonisi, Nart Destanları ile Sümerlere ait 'Gılgamış Destanı'nda ortak özellikler taşır. Kuzey Kafkas Nart Mitolojilerinin kadın kahramanı olan Seteney GuaÅŸe ile Sümer Tanrıçası Nansuri benzeÅŸmesi ÅŸöyledir: Nart kadını Seteney, oÄŸlu Sosrikua'nın yiÄŸit biri olarak savaÅŸçıların yanında yer almasıyla bir kurban keser. KestiÄŸi kurbana Nart Tanrılarını davet eder. Bu davete pek çok Tanrı katılır. Sofradaki yemeÄŸin yetmeyeceÄŸini görünce;
" Sineklerin kurban kanına çökmesi gibi
Soframa saldırıp herÅŸeyi silip süpürdünüz..."der.
Sümer Tanrıçası Nansuri de oÄŸlu Gılgamış'ı korumak için en büyük Tanrı'ya kurban keser. Kurban etinin tanrılara yetmediÄŸini gören Nansuri;
"Aman aman !
Tanrılar da sineklere benzemiş
Kurban kanının kokusunu duyarak
Hepsi gelivermiÅŸ..." der.
GörüldüÄŸü gibi her iki mitolojide de ÅŸiirsel söylem, benzer özellikler taşımaktadır. Tanrıların gönlünü almak için kurbanlar sunan ilk insan, böylelikle, onların gazabından kurtulacağına inanır ve yürütülen bu seremoniyi ÅŸiirsel bir yaklaşımla açıklar. Böylece ÅŸiirin, destanın, ozanın dünya mitolojik kültüründeki görünümü ortaya çıkar. Mitolojinin kaynağında yer alan bu sözlü edebiyat ürünleri, inançları ve yaÅŸamı yansıtır.
İnsanoÄŸlunun yaÅŸama mücadelesinin ve doÄŸaya karşı sürdürdüÄŸü savaşın tarihinde, düÅŸüncenin sözle anlatılması ve inanç dizgeleri içerisindeki ana temalar oluÅŸturmuÅŸtur mitolojiyi... Anaerkil toplumdan ataerkil topluma, taÅŸ çağından maden çağına geçiÅŸin izlerini mitolojik kahramanların görev ve rolleri arasında bulmaktayız. Yine, inanç dizgeleri içerisinde imgesel olan tanrıların çok tanrılı dinlere dönüÅŸümünü mitolojiyle seçebiliriz. İlk insanın yarattığı tanrılar arasında Gök Tanrısı, GüneÅŸ Tanrısı, Yıldırım Tanrısı, Orman Tanrısı gibi imgesel Tanrıları ve Demirciler Tanrısı, AteÅŸ Tanrısı, Bereket Tanrısı, AÅŸk Tanrısı gibi bazı görsel Tanrıları mitolojinin bütünlüÄŸü içinde kavramaktayız.
İnsanlarla Tanrıların iç içe yaÅŸadığı mitoloji tarihinin konuları oldukça kapsamlıdır. İnsanın doÄŸayla savaşımı; insanların birbirleriyle savaşımı; insanların Tanrılarla savaşımı baÅŸlıca konuları oluÅŸturur. Bunlar, insan yaÅŸamındaki belirgin çeliÅŸkilerdir. İnsan yaÅŸamında yer alan bu derin ve düÅŸsel zenginlikler, bir türlü bitirilemeyen kavgalar hep kaynak olmuÅŸtur mitolojiye... DiÄŸer yandan mitoloji de insan yaÅŸamındaki mutluluÄŸu ve kavgayı, aÅŸkı, sevdayı, ÅŸiiri ve müziÄŸi beslemiÅŸtir. Binlerce yıl öncesinin dokuları; öyküler, masallar, efsaneler ve destanlar aracılığıyla dilden dile, kulaktan kulaÄŸa aktarılarak günümüze ulaÅŸmış; pek çoÄŸu da yazılı edebiyatla ürünleÅŸtirilip kalıcılaÅŸtırılmıştır. Mitoloji, kendisini oluÅŸturan halkların iliÅŸkilerine, yaÅŸam tarzlarına, düÅŸlerine ve merak duygularına anahtar olmuÅŸtur hep...
Toplumların destanları ortak özellikler taşır. Kırgızlar'a ait ManaÅŸ Destanı, İranlılar'ın Åžehname'si, Türkler'in Dede Korkut'u, İskitler'in Alper Tunga'sı, Yunanlılar'ın İlyada'sı, Çerkeslerin Nart Destanları; bunların tümü, yeryüzü halklarının destanları olarak birbirlerini etkilemiÅŸ ve içlerinde ortak özellikleri barındırmışlardır.
Kuzey Kafkas Nart Destanları, halkın binlerce yıllık geçmiÅŸinden izler taşır. Öyküleri, masalları ve efsaneleri henüz yazının bulunmadığı dönemlerde baÅŸlamış ve sözlerle ifade edilip günümüze ulaÅŸtırılmıştır. Nart destanlarında; halkın yaÅŸadığı sosyal kesitleri ve toplumsal sürecin izlerini, Nart kahramanlarının görev ve rolleri arasında buluyoruz. Kahramanların aldıkları sorumluluklar destanlarda açıkça yansımıştır. 'Nart destanları', Kuzey Kafkasya'nın otokton halklarından oluÅŸan Çerkeslerin binlerce yıldan bu yana ürettikleri ulusal destanlar bütününün adıdır. Ulusların belleÄŸinde izler bırakan doÄŸal afetler, öldürücü salgın hastalıklar, iÅŸgaller halkın dilinde söylene söylene bu güne ulaşırlar.
Kuzey Kafkas Nart Destanları'nın tüm kahramanları insana deÄŸer veren, insanı yücelten özellikler taşır. Nart Destanları'nın kahramanları halkı koruyup yol gösteren, kötülük yapmayan, iyilik düÅŸünen bilge kiÅŸilerdir.
Sosyolojik olarak baktığımızda; Anaerkil iliÅŸkileri yaÅŸamış insanlık tarihi, kadına, dönemin özelliklerine göre roller biçmiÅŸtir. Mitolojide kadın kahramanlar ya 'Koca-Ana' ya 'Bereket-Ana' ya da 'Tanrıça-Ana' dır. Bu Koca-Analar'ın ortak özelliklerinden biri, kahraman olan çocuklarına aşık olmalarıdır. Koca-Anaların çocukları babasız doÄŸmuÅŸtur. Genelde, Koca-Anaların üç özelliÄŸi vardır: Tanrıça olmaları, bakire olmaları ve kahraman oÄŸul sahibi olmaları. Anadolu'da Kybele Ana bakiredir. Babasız doÄŸan oÄŸlu Attis, aynı zamanda da aşığıdır. Babil ülkesinin Koca-Anası İştar'ın oÄŸlu Demmuzi de babasız doÄŸmuÅŸtur ve aynı zamanda annesinin aşığıdır. Mısır'da İsis ve oÄŸlu Osiris; Batı ve Güney Anadolu'da Artemis ve oÄŸlu Adonis; Batı Ege'de Meryem-Ana ve oÄŸlu Hz. İsa; Sümerler'de Nansuri-Ana ve oÄŸlu Gılgamış; Kuzey Kafkas Nartları'nın Anası Seteney ve oÄŸlu Sosrikua... İşte tüm bu Koca-Analar ve oÄŸulları arasındaki iliÅŸkiler aynı özellikleri taşır.
Anaerkil toplum iliÅŸkilerinin egemen olduÄŸu süreçte Nart Destanları'nın kadın kahramanı Seteney, Nart Kavminin baÅŸkanıdır. Güzellikte, bilgelikte ve erdemde birincidir. Bir 'güzellik' anasıdır. Öncüdür. Başı derde giren Nart toplumunun kurtarıcısıdır. O, tek başına Nartlar'ın danışma organıdır.
Kuzey Kafkas Nart Destanlarındaki Seteney'in özellikleri ile Antik Yunan Destanlarındaki Aphrodite' in özellikleri benzeÅŸim halindedir. Nart destanlarında Seteney bilgelik ve erdemin yanında güzellikte de bir 'gül' gibidir. Çerkes dillerinde Seteney'in sözcük anlamı 'gül-kırmızı gül'dür. Bu isim Ç erkes kızlarına verilerek bugün de yaÅŸatılmaktadır. Nart destanlarında Seteney ile 'gül' iliÅŸkisi ÅŸöyledir: Nart kadın kahramanı Seteney bir gün evinin bahçesinde oturmuÅŸ sırma iÅŸlerken uzakta, daÄŸ yamacında oÄŸlu genç Sosrikua'nın devlerle kavgaya tutuÅŸtuÄŸunu, devlerin onu öldürmek için dizlerinden yaralamaya çalıştıklarını, bunun için de daÄŸdan Sosrikua'nın üzerine demir tekerler yuvarladığını görür. OÄŸlunun ölümle karşı karşıya olduÄŸunu anlar, gergefindeki sırma iÅŸlemesini bir tarafa atarak oÄŸlunu kurtarmaya koÅŸar. Bahçe çitinden atlarken ayağına beyaz güllerin dikenleri batar. Ayağından damlayan kanlarla bir anda bütün güller kırmızıya dönüÅŸür. O günden bu yana Kuzey Kafkasyalılar kırmızı gül anlamına gelen Seteney ismini kız çocuklarına takarlar.
Kuzey Kafkas Nart Destanları ile Grek Destanları arasında benzeÅŸen söylencelere sıkça rastlanır. Nart destanlarının M.Ö.2500 yıllarına kadar uzanan tarihsel bir süreci vardır. Antik Yunan, Venedik, Bizans ve Ceneviz ticaret kolonileri Karadeniz üzerinden Kuzey Kafkasya'ya girdiklerinde, Antik Yunanlıların çaÄŸdaşı ve bugünkü Ç erkeslerin ataları olan Sindler, Meotlar, Zikhler ve diÄŸer halklarla karşılaÅŸtılar. Karadeniz sahillerinde, bilinen en eski halk Sindler'dir. Antik Yunan halkları Kuzey Kafkasya'ya geldiklerinde, beraberlerinde getirdikleri ünlü coÄŸrafyacılarına, askeri komutanlarına, gezgincilerine ve uzmanlarına Kuzey Kafkasya'nın yerleÅŸik halklarının dillerini, geleneklerini, yaÅŸam tarzlarını incelettiler. Sindler'e, Meotlar'a ait söylenceleri, mitosları ve toplayabildikleri bilgileri yazıya dönüÅŸtürdüler. Bu mitolojilerden etkilendiler. Antik Yunanlılar, Kuzey Kafkasya'nın sadece doÄŸal zenginliklerini götürmekle kalmadılar, Çerkeslerin ataları olan Sind ve Meot halklarının mitolojilerini de beraberlerinde taşıdılar. Nart halk destanlarının sözlü geleneklerini ve kültürel miraslarını üstlendiler.
Antik Yunan mitolojisinde Aphrodite ile 'gül' iliÅŸkisini anlatan destan ise ÅŸöyledir: Kıskançlık yüzünden, diÄŸer Tanrılar, yakışıklı Adonis'in üzerine bir yaban domuzu salarlar. Sevgilisinin yardımına koÅŸan Aphrodite'nin ayağına beyaz gülün dikeni batar. Yaradan akan bir damla kan Tanrıçanın çiçeÄŸi olan beyaz gülleri kırmızıya boyar. Eski Yunanca'da 'kırmızı gül'ün karşılığının Aphrodite olmadığını da belirtmek gerekir. Dolayısıyla bu mitolojik mirasın Nart destanlarına ait olduÄŸu ve biçim deÄŸiÅŸtirerek Antik Yunan destanlarına geçtiÄŸi kuvvetli bir olasılıktır.
Nart destanlarında anaerkil toplumun kadın kahramanı olan Seteney, tüm erkek Nartların akıl öÄŸretmenidir. SavaÅŸ ya da barışa Seteney karar verir. Ekip biçmek için ürün bulmak, kıtlık ve hastalık gibi sorunlara çözüm aramak, yeni doÄŸan çocuklara isim takmak gibi iÅŸler Seteney'e aittir.
Mitolojilerin ana unsurlarından biri de insan sevgisidir; insanın daha huzurlu ve daha mutlu bir yaÅŸam sürmesi arzusunu ifade ederler. Nart Destanlarında yerleÅŸik uygarlığa geçiÅŸin izlerini bulabiliriz. Kahramanların tahtadan yapılmış araçlarla toprağı iÅŸlediklerini, meyve ve üzüm yetiÅŸtirdiklerini, ÅŸarap yaptıklarını yine destanlarda görüyoruz. Madenleri iÅŸleyip orak aracı ve kelepten yapmak ve bu aÅŸamada demir iÅŸçiliÄŸini kullanmak Demirciler Tanrısı Nart TlepÅŸ'in görevleri arasındadır. Buna bakarak Nart toplumunun maden çağına girdiÄŸini veya Nart kahramanı Sosrikua'nın görevlerine bakarak da ataerkil iliÅŸkilerin özelliklerini, yine bu destanlardan öÄŸreniyoruz. Anlaşılacağı üzere, Nart kahramanlarının toplumsal görevleri sayesinde Nartlar'ın toplumsal yaÅŸamları, savaÅŸları, komÅŸu halklarla-kabilelerle iliÅŸkileri (Seteney'in komÅŸu kabilelere esir düÅŸmesi ve Yespi kalesinden kurtarılması), kıtlık ve kuraklıklar konularında pek çok bilgiye ulaşıyoruz. Nartlar'ın bolluk ve bereketi simgeleyen 'Altın Elma AÄŸacı'nın devlerden korunması, dağın doruÄŸuna suya giden genç kızların 'Seteney Ç içeÄŸi' ile karşılanması gibi olaylarda çeÅŸitli toplumsal kesitlerin iÅŸlevlerini kavrıyoruz. Demirciler Tanrısı TlepÅŸ'in temel görevi Nart halkının demir iÅŸçiliÄŸini kullanmasını; demirin eritilmesini ve yaygın olarak araç ve gereçlerin yapılmasını saÄŸlamaktır. Nart TlepÅŸ; Nartlar'ın en ulularındandır. Nart halkının tüm araç ve gereçlerini yapmak, yeni buluÅŸlarıyla halkın yaÅŸamını kolaylaÅŸtırmak onun görevidir. Her türlü madeni iÅŸleyip olaÄŸanüstü güzellikte araçlar yapar. Maden çağı uygarlığının ve Nart toplumunun yeni buluÅŸlarının simgesidir. Nart kahramanı TlepÅŸ, iri ve güçlüdür. Nart kadın kahramanı Steney GuaÅŸe ile birlikte hareket ettiÄŸi ve sorunları, ondan aldığı destek ve güçle çözdüÄŸü görülür. Nart Seteney'in oÄŸlu Sosrikua'nun sıcak taÅŸtan doÄŸuÅŸ öyküsünde Nart TlepÅŸ de görev alır. Kızgın taşı çekiciyle vurarak kırar; kızgın taÅŸtan doÄŸan Sosrikua'yı maÅŸasıyla tutar ve suya daldırır. Onun vücudunu çelikleÅŸtirir. Sosrikua'ya, kılıç kullanmasını ve çeÅŸitli savaÅŸ taktiklerini TlepÅŸ öÄŸretir. Seteney, Sosrikua'nın iyi bir savaÅŸçı olarak yetiÅŸmesi için, onu, TlepÅŸ'in eÄŸitmesini ve Sosrikua'nın kullanması için bir takım tılsımlı silahlar yapmasını ister. Burada da Antik Yunan mitolojisinin bir kahramanı Hephaistos ile bir benzeÅŸim kurmak mümkündür. Hephaistos; çirkin, topal, aÅŸağılık duygusuyla dolu ve demircilerin piri sayılan bir Antik Yunan Tanrısıdır. Akhilleus, Troya savaÅŸlarına giderken annesi Thetis, Hephaistos'a giderek efsunlu silahlar yapmasını ister. Topal Hephaistos, Tanrıçaların en güzeli Aphrodite ile evlidir, ama Nart mitolojisinde adı geçen Seteney, Demirciler Tanrısı Nart TlepÅŸ ile evli deÄŸildir. TlepÅŸ ve Seteney'in iliÅŸkisi ile Hephaistos ve Aphrodite'in iliÅŸkisi arasındaki benzeÅŸim, görev ve roller bakımındandır. Ayrıca, Demirciler Tanrısı Nart TlepÅŸ, bulucusu olduÄŸu araç ve gereçlerini, tılsımlı silahlarını Nart halkının çıkarına kullanıp, hep iyilik ve mutluluk için çalışır. Oysa Hephaistos çirkin ve topal olduÄŸundan olsa gerek, kötülük yapan, halkına zarar veren bir tanrıdır. DiÄŸer tanrılarla kavga eder. Annesi Hera bile Hephaistos'un kötülüÄŸünden kurtulamaz. Åžöyle ki, topal Tanrı Hephaistos zincirlerle sakladığı bir taht yaparak annesine götürür. Hera tahta oturunca zincirlerle baÄŸlanır ve bir daha kurtulamaz. GörüldüÄŸü gibi, Hephaistos kötülük yapmaktan kendini alamayan bir mitoloji kahramanıdır. Nart TlepÅŸ ise demirden tarım araçları ve silahlar yaparak bunları uygarlık gereksinimlerinde kullanır. Faydalı buluÅŸlarında en büyük desteÄŸi Nart Seteney'den görür. Seteney ve TlepÅŸ bir çok defa ortaklaÅŸa kararlar alırlar. Aphrodite güzellik Tanrıçasıdır; oysa Seteney, güzellik, bilgelik ve erdem özelliklerini kapsar. Hephaistos da demirciler piridir ancak halkına hainlik ve kötülük eden bir Tanrıdır.
Nart destanlarına göre Nart TlepÅŸ'in bir dökümhanesi vardır. Seteney sık sık dökümhaneye gider, TlepÅŸ'in çalışmalarını gözler. Örsü taÅŸtan, çekici aÄŸaçtan olduÄŸu için yoruluyor, diye kendi kendine söylenir. Akıllı Nart kadını Seteney, TlepÅŸ'in örsü ve çekici demirden olsa bu denli yorulmazdı, diyerek çözüm arar. AÄŸaçtan çekiç ve örs modeli yapar. Bunu kendisinin yaptığını, onuru incinmesin diye TlepÅŸ'e söylemez. Dökümhanede görülecek bir yere gizlice bırakır. TlepÅŸ gelip maketi gördüÄŸünde, bunun demirden aslını yaparak, çekiç ve örsü icat etmiÅŸ olur. Nart TlepÅŸ, çalışmalarını sürdürürken ateÅŸten aldığı kor halindeki demir parçaları elini yakar. Seteney, nasıl etsem de TlepÅŸ'in elini yanmaktan kurtarsam? diye düÅŸünür. Destanda görüldüÄŸü üzere, o güne kadar henüz biri çıkıp da bir tutak aleti yapmamıştır. Anlatıldığına göre, Seteney günün birinde suya giderken yolda iki küçük yılan yavrusuyla karşılaşır. Boyunları birbirine sarılmış yılanları bir çubuÄŸa takar ve bunları doÄŸruca dökümhaneye, Nart TlepÅŸ'e götürür. Bunun gibi, demirden bir alet yap da ellerin ateÅŸte yanmaktan kurtulsun, der. Böylece, Nart TlepÅŸ ilk kerpeten ve maÅŸayı yaparak insanoÄŸluna armaÄŸan eder.
Nart TlepÅŸ, demir iÅŸçiliÄŸinin ilk kurucusu ve koruyucusudur. Nart destanlarında görüldüÄŸü gibi, TlepÅŸ, demirden yaptığı pulluk, kazma gibi madeni araçlarla hep çiftçinin dostu olmuÅŸtur. Yer yer AteÅŸ Tanrısı olmuÅŸtur, yer yer Demirciler Tanrısı... Kendisinden önceki imgesel Nart Tanrılarından olan Yıldırım Tanrısı Şıble'nin biraz daha evrimleÅŸmiÅŸ bir görsel tanrısıdır. Nart TlepÅŸ, M.Ö.1.binin baÅŸlangıcıyla Ç erkesler'in ilk atları olan Sind ve Meot boylarının sosyo-ekonomik yapılarındaki deÄŸiÅŸmelere paralel olarak demir çağının, demir iÅŸçiliÄŸinin baÅŸladığı dönemin Nart Tanrılarındandır.
Destanlarda iÅŸlenen konular ve kahramanların görevleri her yüzyıl boyunca baÅŸka olay ve kahramanlara dönüÅŸtürülerek süre gelmiÅŸtir. Bir çağın kahramanı diÄŸer bir çaÄŸda baÅŸka bir kahraman rolüne büründürülmüÅŸtür. Sonraki yüzyıllarda Nartlar arasında yeni kahramanlar da yaratılmıştır hep.
Kuzey Kafkas Nart Destanlarında ünü en yaygın olan erkek kahramanlardan biri Sosrikua'dır. Tarih öncesi çaÄŸlardan beri anlatılarak günümüze ulaÅŸan Nart kadını Seteney, Sosrikua'nın manevi annesidir. Nart destanlarının kahramanlarının hepsinin ölmüÅŸ olmasına raÄŸmen destan tekstlerinin hiçbirinde Seteney'in öldüÄŸüne rastlanmamıştır. Nart kahramanlarının hiçbiri Seteney'in ününü, güzelliÄŸini, bilgeliÄŸini ve erdemliliÄŸini yok edememiÅŸtir. Bu miras, kadına duyulan saygıya ve anneye duyulan övgüye dönüÅŸtürülerek günümüzde de yaÅŸatılmaktadır.
Destanda Nart Seteney, Bakhian ırmağı kıyısında çamaşır yıkarken, Nartlar'ın sığırtmacı onu görür ve güzelliÄŸine vurulur. Fırlayıveren aÅŸk oku, karşı kıyıda üzerinde çamaşır yıkanan taÅŸa çarpar. TaÅŸ birden ısınmaya ve büyümeye baÅŸlar. Seteney sıcak taşı eteÄŸine sararak Nart TlepÅŸ'in dökümhanesine götürür. TlepÅŸ, çekici ile taşı kırar. İçinden kor halinde Sosrikua çıkar. (Nart Sosrikua'nın doÄŸuÅŸu, Grek mitolojisindeki "Cyleop" motifi ile benzeÅŸir.) Sosrikua'nın çelikten bir vücudu vardır. AteÅŸ saçarak doÄŸar. Nart TlepÅŸ, onu diz kapaklarından maÅŸa ile tutarak suya daldırdığı için, maÅŸanın altında kalan dizleri etten ve kemikten, diÄŸer organları ise çeliktendir. Sosrikua'yı öldürmek isteyen düÅŸmanları, onu, dizlerinden vurarak öldürmek isterler. Grek mitolojisinde de Tanrıça Thetis, oÄŸlu Akhiellus'u doÄŸurduktan sonra yıkamak için Styks ırmağına batırmış, böylece onu silah iÅŸlemez hale getirmiÅŸtir. Ancak annesinin elinin altında kalan topukları, suyla temas etmediÄŸi için et ve kemik olarak kalmışlardır. BilindiÄŸi gibi, Troya kuÅŸatmasında Akhilleus, Hektor'un attığı okun topuÄŸuna saplanması sonucu ölmüÅŸtür.
Nart Destanlarındaki Sosrikua, ateÅŸi devlerden çalarak insanlığa armaÄŸan etmiÅŸtir. Bu söylence de, ateÅŸi tanrılardan çalarak insanlara sunan Grek kahramanı Prometheus miti ile benzerlik taşır. Nart erkek kahramanı Sosrikua, özellikleri ve rolleriyle Grek mitolojilerindeki Prometheus, Akhilleus ve Adonis ile benzerlikler taşımaktadır.
Günümüz Kuzey Kafkas dillerinde Sosrikua ismi 'sıcak çocuk-ateÅŸ saçan erkek çocuk' anlamındadır. Nart Destanlarında da Sosrikua'nın, sıcak taÅŸtan doÄŸuÅŸu öyküsü ile ismi arasında benzerlik vardır. Erkek kahramanların en ünlülerinden olan Nart; atılgan, mert ve yiÄŸit bir kiÅŸidir. AteÅŸi devlerden çalarak insanlara sunmanın yanı sıra, bulduÄŸu darı tohumuyla da insanlığı tarımsal döneme geçirmiÅŸtir. Halkın düÅŸmanı olan devlerle sürekli savaÅŸmıştır. Kuzey Kafkas Destanlarındaki kahramanlar çoÄŸunlukla isimleriyle anılırken, Sosrikua'nın isminin önüne her zaman 'Nart' sözcüÄŸü konur. Sosrikua, 'Nart Sosrikua' biçiminde bir ayrıcalığa sahiptir.
SavaÅŸlara katılan Nart Sosrikua'ya, demirci TlepÅŸ çok ünlü bir kılıç yapar. Sosrikua, devlerle savaşırken bu kılıcı kullanır ve böylece ateÅŸi alıp insanlara getirir.
AteÅŸin devlerden çalınması öyküsü Nart Destanlarında ÅŸöyle geçer: Nartlar sefere çıkarlar. Yol sürerken, Sosrikua atı Tığuj ile Nartların peÅŸine düÅŸer. AteÅŸin yanında kıvrılmış yatan devi görür. Sosrikua, ateÅŸ yığınının içinden bir parçayı alarak kaçar. Nartların bulunduÄŸu yere doÄŸru sürer atını. Ansızın, dev uyanır. Yattığı yerden eliyle çevresini araÅŸtırır. Pek uzaklaÅŸmamış olan Sosrikua'yı yakalar. Sosrikua tüm savaÅŸ oyunlarını bilmektedir. Devi denize sokup dondurur. Dev buzlarını kırıp çıkınca, Sosrikua devin üzerine daha fazla ayaz gönderir. Artık dev buzları çatlatamayacak ÅŸekilde güçsüz kalmıştır. Sosrikua, kılıcıyla devin kafasını kesmeyi dener ama baÅŸaramaz. Dev kurnazlığa baÅŸvurur. Ona kendi kılıcıyla kendi kafasına vurmasını söyler. Devin kafasını devin kılıcıyla kesebilecektir. Oysa devin kılıcına dokunursa ölecektir Sosrikua. Atı Tığuj, devin kurnazlığını Sosrikua'nın kulağına fısıldar. Bunun üzerine Sosrikua, TlepÅŸ'in yaptığı maÅŸayla devin kılıcını tutar ve kılıca dokunmadan uçurur devin kafasını. Böylece Nartlara, ateÅŸi götürebilecektir artık.
Nart Sosrikua'nın atı Tığuj, kanatlı bir attır. Kuzey Kafkasya'nın en yüksek tepesi olan Elbruz'a bir sıçrayışta çıkar. Bu kanatlı at motifi Antik Grek mitolojisinde de yer alır. Åžöyle ki; büyük deniz yaratığı Keto'nın kızı Medusa'nın kafası Perseus tarafından kesilir. Akan kandan kanatlı at (Pegasos) doÄŸar. Medusa, savaÅŸçı bir kadındır; yani bir Amazon kadını. Amazonlar ise İronya (İrilerin ülkesi)'dan göçebe topluluklar halinde Kuzey Kafkasya'ya yerleÅŸen Alan, Sirakis ve Sarmat (İronca 'baÅŸ belası' anlamına gelir) kabilelerindendir. "Kanatlı At" mitosu, Kuzey Kafkas Nart mitolojilerinden Antik Grek mitolojilerine geçmiÅŸtir.
Antik ÇaÄŸ kültürü içinde yer alan Nart Destanlarına ait kanatlı at motifi, Kuzey Kafkasya'da Maykop ve Kuban yöresinde yapılan kazılarda açığa çıkartılmıştır. Bu kazılar sırasında bulunan 'altın ve gümüÅŸten yapılmış kanatlı at' görünümündeki kupa Leningrad ve Ermirtaj müzelerinde koruma altına alınmıştır. Bu buluntularda elde edilen ve öyküsü Proto-Ç erkes Nart Destanlarında anlatılan baÅŸka bir seramik kapta, ok atan avcının ters yönünde yayın arkasında duran resmin mitolojik anlamı ise ÅŸudur: Demirci Nart TlepÅŸ, demirden bir ok yapar. Bu okun ilginç bir özelliÄŸi vardır. Ok, atıldığı yöne gitmez. Kimler öldürülmek isteniyorsa, onların isimleri söylenir ve ok havaya atılır. Ters yöne giden ok düÅŸmanları bulur ve öldürür. Üç düÅŸmandan ikisi bu okla ölür. Sosrikua, önceden haber alır ve kendini topraÄŸa yatırır; ok, topraÄŸa deyince tılsımı da kaybolur. Böylece Nart Sosrikua ölümden kurtulur. Bu olayın resimlerinin olduÄŸu seramik kap, Maykop kazılarında açığa çıkarılmış ve koruma altına alınmıştır.
Kuzey Kafkasya, doÄŸudan gelen göçebe kabilelerin Avrupa'ya geçiÅŸlerini saÄŸlayan bir bölgedir. Avrupa'dan doÄŸuya dağılan halklar da yine bu coÄŸrafyadan geçmiÅŸlerdir. Antik Yunan mitolojilerinde ateÅŸi Tanrılardan çalan Prometheus, Kafkasya'da zincire vurulmuÅŸtur. Zincire vurulmak için neden Yunanistan'ın Olympos dağı ya da Ege'nin İda dağı seçilmemiÅŸtir? DüÅŸündürücü bir durum... Milattan 2500 yıl önce Grekler, Karadeniz sahillerine girdiklerinde, Ç erkeslerin ilk boyları olan Sind ve Meot'larla karşılaşırlar. Kuzey Kafkas Nart halklarının mitolojilerinden etkilenirler. Antik Maykop ve Kuban halklarının mitolojileri dünyanın en eski Nart mitolojileridir. Antik Grek halkları bu mirastan etkilenmiÅŸ ve beraberlerinde taşımışlardır.
Antik Nart mitolojilerinde anlatılan, Hayvancılık ve Tarım Takvimine dayalı totemlerin ve sembollerin Sind ve Meot halkının ÅŸenlik, bayram ve yortularındaki mitolojik anlamı ÅŸudur ki; Meot halkının CeÄŸafe (keçi ayaklı dansı) totemine göre halkı eÄŸlendiren ÅŸenlikleri de Nart mitolojilerinde yer almaktadır. CeÄŸafe olayını anlatan buluntular, yapılan kazılarda açığa çıkarılmış ve koruma altına alınmış bir Antik Kuban kültürüdür. Günümüzde Çerkesler arasında, herhangi bir nedenle kavruk, çelimsiz, geliÅŸmemiÅŸ tiplere kızıldığında, 'eÄŸri-büÄŸrü, keçi ayaklı' anlamında 'CeÄŸafe yapılı seni' ÅŸeklinde bir deyim kullanılmaktadır.
Sind, Zikh, Meot halklarının Antik Ç aÄŸ kültürü olan Nart Mitolojileri'nin bu bulgularla açıklanması, dünya mitolojileri arasında ender görülebilecek bir özelliktir.
Sonuç olarak, Mitolojiler, insanoÄŸlunun dünyayı algılama ve olayları yorumlama tarzını, binlerce yıl öteden günümüze, dilden dile, kulaktan kulaÄŸa aktarmış ve her çağın insanına düÅŸsel bir zenginlik, kültürel bir derinlik katarak bu günlere gelmiÅŸtir.
*Armut suyu Tanrıların kutsal saydığı 'Nektar'dır.

İskenderiye Yazıları

<- :: Sonraki Sayfa ->

Güncel | kurumsalseo.com R10 lida fx15 pohudey zayıflama |
Sayac Kodu